14 Nisan 2015

Ivır Zıvır 43

Bugünlerde yine ıvır zıvır yaşıyorum hayatı. Bir çok şey yapmak gerekirken, bir çok şey yapmaya çalışıyorum yine de.

İş hayatından anladığım koskocaman bir şey var ki, o da ; asla paranı almadan işin tamamını teslim etme. İyi paraya çalıştığımı sandığım o koskoca işten yine kendisi gibi koskoca bir "hiç" ile ayrıldım. Hayat bana silsilesini bu şekilde vurdu demek ki. Ne demiştik? İmtihan dünyası. Yaa sabır ile birlikte Allah'a havale ettikten hemen sonra; hakkımı helal etmiyorum ile tamamladım günümü.

Acaba bir gün ben de kozmetik ürünleri olan bir blog açacağım mı? Ya da ne bileyim, yaptığım yemekleri paylaşacağım mı? Geçenlerde a kişisi ile birlikte bir yerde yemek yedik. Mekanın özel tasarım yemeğini hiç beğenmedi. Benim en sevdiğim ve severek yaptığım yemeklerden bir tanesiydi oysa. İnsan evli olunca; eşi sevmeyince yapamıyormuş en sevdiği yemeği bile. Birlikte yaşamanın ilginç yönlerinden bir tanesi sanırım.

Yeni evli insanlar gibi olacağım mı bilmiyorum ama, bir gün bir sofra kurarsam güzelce; fotoğrafını çekmeyip, karşısında oturup bir kaç dakika izlemeyi planlıyorum. Sanırım sevdiğim anları, anıları ve insanları paylaşmayı sevmiyorum. Buna kıskançlık diyebilirsiniz.

Kıskanç olmak çok zor bir zanaat gerçekten.

Bir de geçen gün hafifçe yağmur yağdığında; yaz akşamı kuzenim Zehra ile çıktığımız tatili anımsadım. Deniz kenarında oturmuş, çekirdek çitlemeyi düşünmüştük. İndik, hafifçe çalı çırpı toplayıp ateşe verdik. O sırada ince yağmur yağmaya başladı. Fakat Karadeniz'in sağı-solu belli olmaz ya; aniden bardaktan boşalırcasına yağdı. Hemen kumsalda bulunan kayık damlarının altına girdik. Aman Allah'ım o dakikalar ne kadar da güzeldi. Deniz çıldırmışcasına köpürüyordu. Bir yandan toprak kokusu, diğer yandan tenteye vuran o muhteşem yağmur sesi.. Elimizde kolamız ve çekirdeğimiz... Denizin çılgınlığını seyrederken; aniden gelip bizi alma ihtimalini düşünemedik bile. O zaman olmadı öyle bir şey ama; 1 ay kadar sonra yine öyle bir fırtına da deniz tüm damları silip süpürmüş. O günü anımsadım yine. Ne güzeldi be.

4 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Benim yaptığım eşekliği yapmayın, gidin şikayet edin şu şerefsizleri.

    Hak helal etmemek hiç bir çözüm olmuyor, "aman iyi etmezsen etme, ay çok renci de oldum bir bilsen" ayağına yüzsüzlükleri artıyor bir de. Valla suçun büyük kısmı bizlerin, ister kızın ister küsün, suç bizde, biz cesaretlendiriyoruz onları!!

    Ayrıca eş dediğin, evini, özelini, sevgisini kendi eşiyle, sevdiğiyle paylaşır el aleme reklam etmez; buna kıskançlık değil "edep" denir. Hâlâ bu duyguya sahip olan biri olarak "kıskanç" değil "mutlu" olmalısın bence :D

    Yalnız çok feci tepem attı, benim çektiklerim ve karşısında bebek gibi pusup ağladığım olaylar geldi aklıma. Git arkadaşım hakkını ara, İsrail zulmüne sessiz kalına kalına bu hale gelindiyse, iş veren zulmünde de böyle sessiz kalına kalına bu hale gelindi.

    Sana da "Ulan bana taşıdığın iki poşet çayla bisküvi, onun mu tafrasını yapıyorsun, helal etmezsen etme hakkını makkını" derler böyle sustukça, apışıp kalırsın!

    YanıtlaSil
  3. çekşrdek fikri çok guzel.. benimde ihtiyacım var bu aralarrr

    YanıtlaSil
  4. @syrano, yine sonsuz haklısın. Ne desem bilemedim :))

    @birmavibirpembempembe, tavsiyemdir :)

    YanıtlaSil

Bi sesin çıksın..