4 Nisan 2016

Yere Basamamak

Böyle bir başlık atınca eminim hepiniz meraklandınız. Hani sevinçten uçmak gibi bir anlamı vardır ya. Ayakları yere basmamak.. Fakat maalesef böyle bir durum değil benim ki.. Benimki fizyolojik de değil, psikolojik..

Beni çok yakından tanıyanlar iyi bilirler, çıplak ayakla yere basamam. Çorap giyiyor olsam da.. Ayağımda daima terlik olmak zorundadır.  Anne günlerini bu yüzden çok severim. Genelde kokoş teyzeler ayakabılarını çantalarında taşırlar ya hani, eve gelir gelmez çıkar topuklular çantadan. Tüm evde ayakabı sesleri hakim olur. İşte o gün benim günüm olur. Çünkü sadece o gün göze batmaz terliklerim.

Bazen gideceğim eve terlik getirmemin yanlış olduğunu düşünürüm. Nedense toplumsal algı yüksek sosyetenin çantasında ayakabı taşımasına olanak sağlar. Maddi olarak yüksek mevkii de görünmekten nefret eden biri iseniz siz de, terliğinizi asla yanınızda taşımazsınız. Ama benim gibi sorunlu iseniz, eve attığınız ilk adımda terlik rica ederken yerin dibine girersiniz. İçime bir korku sarar. Ya ev sahibi yanlış anladıysa? Eviniz pis, o yüzden ayak bile basamıyorum gibi bir algı yarattıysam?

Bunca korkudan sıyrılıp , bu korkunun kökenine iner beyin hücrelerim. Teker teker lanet eder o günlere.. Ben yere basamadığım her gün yaparım bunu.. O zamanları düşünür, o zamanlara dönmeyi çok isterim. Geceleri su içmeye kalkarken aramak zorunda olduğum terliğim hep en yakın arkadaşım olmuştur. Ya da terliğimi karanlıkta bulamadığımda gidemediğim tuvaletim..

Merak ettiyseniz anlatayım. Daha önce de anlattım çokça. Ben küçükken; 5 yaşımdayken halamla köye gittim. Büyükbabamların yanına. Annemler 15 gün sonra geleceklerdi. Beni halam çok sevdiğinden önceden gelip almıştı. Ailemden ilk ayrılışımdı. Olabildiğince keyifli bir yolculuğun ardından köydeki eve ayak basar basmaz içime bir korku düşmüştü. Akşam olduğunda annemi istedim her çocuk gibi. Ağladım. Ağladım.. Ağlamama dayanamayan ev eşrafı artık ailemin gelmeyeceğini söylediler.. Ertesi gün oldu, ben yine ağladım.. O zamanların şakası, benim ise ciddiye aldığım o cümleyi söylediler "onlar öldü, artık sen bizim kızımızsın" evin yakınındaki okul gösterilerek "bak sen burada okula gideceksin, buralar çok güzel zaten" dendi. Benim aileme tercih edeceğim sanıldı sanırım. Günlerce annemin, babamın ve abimin ölümüne yas tuttum. Duvar diplerinde, oda kenarlarında, yatağımda, balkonun köşesinde oturup ağladım..

Artık ağlamanın da bir çaresi olmadığını anlayınca, oraya alışmaya başladım ki bir gün annemler geldi. Koşarak aşağıya indim, kapıya. Onları görünce önce gülmüşüm, sonra bir adım ileri atılmışım, sonra geri.. Buraları annem anlatıyor. Zorla kucağına almış beni, anneme sarılamamışım. Çünkü onlar ölmüştü. Konuşmamışım. Ağlamışım. Anlatmamışım da..

O akşam işte, yerlerde böcekler görmeye başladım. Kocaman karafatmalar yerde geziniyordu. Ayağımı yere bastığım an, ayaklarımdan bacaklarıma doğru yürüyecek ve beni ısırmaya, kemirmeye başlyacaklardı. O yüzden yere basamadım. Ayağımı yere dokundurmaya o kadar korkuyordum ki, anlatılmaz o zamanlar..

Annem beni doktora götürdü. Doktor bacaklarımı açtı, diz kapaklarımı çimdikledi. Hissediyor musun diye sordu ama ben hissetmek kelimesini ilk kez ondan duyduğumdan hayır dedim. Annem korkuyla gözüme baktı "acımıyo mu kızım" dedi. Acıyo anne, dedim. Doktor anneme döndü ve psikolojik olarak yürümediğimi söyledi.

Eve döndüğümüzde yavaş yavaş yürümeye başladım. Özellikle geceleri ayaklarıma hücum edecek diye korktuğum böcekler yüzünden tuvalete bile gidemedim. Yatağımın altında bekliyorlardı çünkü, ayağımı yere atar atmaz, geleceklerdi yine..

O gün bugündür kalkan olarak kullandım terliklerimi. Hala ayağımı yere basamıyorum. Şimdi böcekler yok biliyorum ama içimde anlamsız bir korku var. Bazen kollar sarılacak gibi oluyor.. Sanki yerin içinden çıkacaklar ve beni terlikler koruyacak onlardan. Böcekleri de böylelikle ezebileceğim.. Ayağımla yere bütün olarak temas etmeyi çok isterdim sizler gibi. Tabi ki temas ediyorum ama asla içim rahat olmuyor. Hani ayağınız üşür de; böyle üklüm büklüm yaparsınız ya ayaklarınızı; heh işte benim de öyle oluyor. Hatta bir misafirlikte istemeye utanmıştım da; benden habersiz ayaklarım yine o şekli almıştı.. Kadın kızına sinirle dönüp; kıza neden terlik vermedin , bak ayakları dondu diye hiddetle bağırmıştı. Hayır üşümedim desem de gelen terliğe anlamsızca sevinmiştim..

Siz siz olun, çocuklarınıza bu tip travmalar yaşatacak olaylardan sakının. Özellikle anneler.! Çocuklarınızı kimseye emanet etmeyin. Kimseye güvenmeyin. Benim kaybetme korkularımın, insanlara deli gibi bağlanışımın, yere tüm ayağımla basamayışımın ve asla kimseye güvenemeyişimin yegane sebebi ailemi yalandan öldürmüş olmalarıdır. Emin olun, tüm korkularınızın bir sebebi vardır!

15 yorum:

  1. Ah yaa,kıyamam,ne acımasız dede nineymiş onlar da yahu.Annen ortalığı ayağa kaldırmadı mı küçüğüm?Gerçi bizim zamanın kadınıdır o,saygıdan konuşamamıştır büyüklerine.Şimdiki aklı olsa sana bunun yapılmasına izin vermez ya da yapanların canına okurdu eminim.Ah,küçüğüm,olan olmuş belki kendi kuzucuğun olduğunda yenersin bu korkunu.Çünkü annelik sana olağanüstü bir güç veriyor,çocuğun iyiyse senden güçlüsü yokmuş gibi geliyor insana.Anne olduğunda çok da aldırmayacaksın ayaklarının durumuna.Kucaklıyorum seni :)

    YanıtlaSil
  2. Çoook teşekkür ederim :) Maalesef o zamanlar anlatamamışım. işin ilginç yanı onu öyle unutmuşum. ergenlik döneminde başka sıkıntılar da baş gösterince gittiğim psikiatrist sayesinde tekrar gün yüzüne çıktı. Borderline gibi bir hastalığa tutulmak zorunda kaldım ki, maalesef ilacı yok. kendi kendimi telkinle üstesinden geliyorum. ama dediğiniz gibi anne olunca güçlenirim inşallah. Ben de sevgiyle kucaklıyorum :)

    YanıtlaSil
  3. Büşra, çok üzüldüm. Ne kadar kötü bir travma yaşamışsın. Bu tarz çocukluk travmaları ile çalışan çok değerli bir terapist var;Pınar Gogulan. Blogumda kendisinden bahsetmiştim. Bir bak istersen.

    Ben de dört gözle bakıyorum, çocuklarım büyüsün de anneanne-babaanneye göndereyim diye .Demek ki yanlış düşünüyorum. Yollamam kendi olmadığım yere bu yazıdan sonra.

    YanıtlaSil
  4. Nasıl bir travma yaşamışsındır. Aman aman aman.. Düşünmesi bile korkunç...

    YanıtlaSil
  5. çocuklukta yaşanan her şey hayatımızı nasıl da etkiliyor..
    üzücü bir tecrübe olmuş..

    YanıtlaSil
  6. Çok yerinde olmuş bu yazı.Haklısın gerçekten, çocukluktaki kötü yaşanmışlıklar ileride mutlaka çıkıyor karşımıza. Bu durumda iyi bir terapistle korkularını yenebileceğini düşünüyorum.Sevgiler...

    YanıtlaSil
  7. Ben o akrabalara çok kızdım. Küçücük çocuğun dünyasını allak bullak edecek sözler bunlar. Psikolojik destek aldın mı?
    Ben de altı açık yatak gibi yerlerde yere basamazdım. Yatağın altında birinin olduğunu düşünüp, ayaklarımdan çekeceklerini sanardım. Çorapsız yatamaz, uyurken hep ayaklarımı toplardım. Bu tip korkular ancak sen aşabilirsin. Kazık kadar oldum benim bu anlamsız korkularım geçmedi. Ancak anne olunca, yatarken oğlumun çoraplarını çıkarırken örnek olmak adına kendi çoraplarımı da çıkarmaya başladım. Böylelikle bir nebze de olsa üstesinden geldim. Seninkisi çok daha zor. İnsanların ne düşündüğünü umursama. Rahat ediyorsan terliğini götür. Etkiledi beni yazdıkların. Bu arada Merhaba.

    YanıtlaSil
  8. allam ya manyakmıymış onlar alla alla of ya. peki bu ne zaman anlaşıldı yaa, yani bunun aklında yer ettiği, annen kızmadı mı bu cahilliklerine.

    YanıtlaSil
  9. @elif, bakıyorum hemen çok merak ettim. Yatıya bırakma sakın çocuğunu, kim olursa olsun. Özellikle geceleri kendimden biliyorum çok korkardım. Gerek yok çocuğu gereksiz korkuya itmeye.

    YanıtlaSil
  10. @Handan kesinlikle öyle oldu. pskiatrist te öyle demişti. :(

    @maviye iz süren, tecrübeden çok darbe oldu benim için maalesef :/

    YanıtlaSil
  11. @Zehra D, terapi ile geçiyormuş zaten fakat nedense gidesim yok. Artık alıştım gibi sanki. Allah daha büyük dertlerden sakınsın :)

    YanıtlaSil
  12. @Yazdan kalan, aldım ama gereksiz buldular bir süre sonra. Doktor yeterince bilinçli olduğumu ve her şeyi düşünerek aşabileceğimi söyledi. Aşıyorum düşüncede ama eyleme gelince biraz sıkıntı :))

    YanıtlaSil
  13. @deeptone, ergenlik dönemimde ortaya çıktı. Başka korkularım da var. Aşılması zor kaybetme ve bağlanma korkuları. Biraz da endişe. Fakat biraz ağır korkular olduğundan babam rahatsız olup psikiatristle görüştürdü beni. Korkuların kökenine inince aniden hatırladım nasıl olduysa. Anneme anlatırken ağladım. Annem de ağladı. SOnra babaneme gidip kızdı, bağırdı. O ise sadece güldü. Ne olcak ki amaan dedi. Annem bir kez gönderdi beni uzağa, onda da böyle bir sorunla baş başa kaldım :/

    YanıtlaSil
  14. Terlik giymek iyidir ama ya... :)

    :::)

    Neyse, ben de beklerim, iyi günler... :)

    YanıtlaSil
  15. Selam ah o böcekler,bi odada görürsem hemen orayı terkeder,kapının altını bi cesaretle paspasla iyce kapatır,başka bi odaya geçer onunda kapı altını kapatır eşim gelene kadar çıkmazdım ne zaman oğlum oldu o korkmasın diye bi cesaretle pencereyi açıp biz odadan çıkalım o evine gider demeye başladım,şimdi iki oğlum var benim gibi bi fobileri olmasin diye dua ediyorum.sizi çok iyi anlıyorum terlik candır....

    YanıtlaSil

Bi sesin çıksın..