14 Ağustos 2016

Bu Bir Hatıradır-1

Merhaba sayın okuyucu.. Bugün yeni bir yazı dizisi ile karşınıza çıkmaya hazırlandım. Hatıralarım.. Hani, yazsam roman olur denilen hayatlar vardır ya, benimkiler onlar kadar acıklı olmasa da eğlencelidir. Gelin bugün size çok eğlendiğim, aynı zamanda da öğrendiğim bir hatıramdan bahsedeyim..

Bundan uzunca bir zaman önceydi. O zamanlar abim henüz üniversiteyi bitirmemiş, başka bir şehirde, kendine ait evinde yaşıyordu. Bir gün babama "Abimin yanına gitmek istiyorum" dedim. Babam abimin ev arkadaşı olduğu için olaya sıcak bakmadı. Fakat aynı şehirde büyükbabamlar olduğundan izin verdi. Şehrin ismini de söyleyim: Trabzon.. 

Trabzon öyle bir şehir ki, ne zaman ona gitmek için uçağa binsem içim pırp pır ederdi. Çünkü mutlaka orada ilginç şeyler yaşar, günümü gün ederdim. Asla umutsuzluk olmazdı orada. Yine öyle oldu. İçimde milyonlarca umutla hava alanına indim. Kuzenim elinde "Mrs Büşra Bayram" isimli pankart ile karşıladı beni. Sonra eve gittik. Büyükbabamlara geçtik. Abim de hemen geldi. O gün orada ilginç bir olay yaşadık. Abim çok sinirlenip Trabzon merkezdeki evine gideceğimizi söyledi.

Ömrümde ilk kez bekar evi denilen o şeyle abimin evinde karşılaştım. Benimle yaşıt sayılan bir kuzenim de bizimle geldi. Evin kapısını abim açmaya çalışırken, evde yalnız olmanın, neler yapabileceğimizin falan hayallerini kuruyorduk. Hatta sabahlara kadar sokaklarda takılmayı düşündük. Fakat olmadı..

Kapı ağır ağır açıldı. Binanın en üst katı olan dairenin ışığını açtığımız anda , korku filmlerini aratmayacak bir sahne yaşadık. Böcekler, sağa sola koşuşturup; kah yatağın altına, kah vitrinin yanına, kah tv ünitesinin arkasına kaçıştılar. Benim için böcek yeterli bir kabusken; ayağımı yere basar basmas vıcık bir yağ dokusu karşıladı beni. Kuzenimle birbirimize baktık. Abim elinden geldiğince etrafta bulunan kıyafetleri toplamaya, bizi elinden geldiğince ev sahipliği yapıp mutlu etmeye çalışıyordu. Fakat nerdeydi o günler.

İnanın koltuğa oturmaya bile dayanamadık. Kuzenimle (Allah'tan kız kuzenimiz bizimleydi) kolları sıvanıp tüm gece temizlik yaptık. Ömrümde (şimdi dahil) asla duvar silmeyen ben, elimde bezle o duvardaki yağları sökmeye çalışıyordum. Mutfakta yıkanmış bulaşıklar bile kirliydi. Her şeyi çamaşır suyuna bastırmaktan evdeki tüm temizlik eşyalarını bitirip, abimi tekrar yenilerinden ve hatta fazlasından alması için markete göndermiştik.

Akşam olduğunda ise zorla da olsa çayımızı demleyip, nevaleyi çıkarıp bacaklarımızı uzatıp dinleniyorduk ki, abimin telefonu çaldı. Arkadaşları geldiğini duyunca baskına gelmişler, kapının önündeymişler. Bir şey isteyip istemediğini öğrendiler. Geldiklerine pek memnun olmadık açıkçası. 5 tane erkek demek, hizmet edilecek 6 kişi demekti. 

Daha kapıdan girerken kuzenim "yerleri temizledik yeni, şu terlikleri giyin, hatta yıkayın ayaklarınızı "tarzında konuşmuş olsa da; çocuklar çaydan ve diğerlerinden gayet memnundular. Pek de eğlendiler. Oyunlar, şamata, gırgır. Saat 1 sularında abimle hep birlikte dışarı çıktılar. Daha kapıyı kapatıp rahat bir nefes alacaktık ki, elektrikler gitti. Terasta oturuyorduk, mum yaktık. Etrafa bakındık, herkesin elektiriği vardı. Abimi aradım, arkadaşı yan dairenin elektrik faturasını yatırdığından kesildiğini öğrendik. O gün sabahladık. Abim de bize katıldı. Sanırım yaşadığım en ideal günlerden biriydi. Telefon yoktu, televizyon yoktu. Dikkatimizi dağıtacak hiç bir şey yoktu. Hatta bi ara abim, "böyle yaşam olmaz olsun, savaş çıksa haberimiz olmayacak" demişti. şimdi hatırlıyorum da o günü.. Kuzenlerle oturup bugünlerde telefonu elimizden düşüremezken; o dakikaların ne kadar da tatlı olduğunu anlamamıştık..

Aslına bakarsanız, muhteşem bir şey. Sizlerde bir akşam evdeki tüm elektronik aletlerinizi kapatın. Gerçekten çok mutlu olduğunuzu, birbirinizle gerçekten çok iyi anlaştığınızı göreceksiniz. Çünkü hepiniz birbirinizi tanısanız, gerçekten çok seversiniz. Tanışmadan bilemezsiniz..

Gelelim son dakika golüne. Abimin ev sahibi eve alırken kesinlikle kız arkadaş getirilmeyecek demiş. Bizi de kız arkadaşlar sanmış. Hatta kızlı erkekli alem yapıyoruz sanılmış. bu yüzden biz o evden gittikten tam 1 hafta sonra evden çıkarılmış. Düşünebiliyor musunuz? O canım temizlik, boşa gitmiş. Bari 1 ay daha kullanıp en azından o duvarlardaki yağları nasıl sıçrattıysanız öyle sıçratsaydınız be?_!

9 yorum:

  1. Son paragraf kesinlikle bir dramdır :)
    Çok güzelmiş, devamı gelsin mutlaka bu hatıraların :)
    Sevgilerle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) gelecek elbette :)

      Sil
  2. Offf Trabzon böyle bir son bekliyordum açıkçası.
    Elimizdekinin kıymetini kaybedince anlıyoruz anı yaşamak varken herşeyden şikayet ediyoruz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. mevzu Trabzon olunca her şey beklenir :) Tabi iyi anlamda :))

      Sil
  3. Haaa haa haa! Trabzon dedin beni benden aldın. Maallesef hiç görmediğim baba memleketimdir. Bence evsahibi bu evi bir daha bu kadar temiz bulamam, bulmuşken daha yüksek kiraya vereyim diye atmıştır abini :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahahaah bak hiç o açıdan düşünmemiştim. desene hemşeriyiz :)) harika bir yer, mutlaka gidip görmelisin ;)

      Sil
  4. Merhaba :) Bloğunuzu yeni keşfettim takibe aldım :)
    Bloğum henüz yeni ama sizin gibi günlerimde yani yazılarım da olacak İnşallah :) Benim Bloğada Beklerim :)
    http://hbidnyam.blogspot.com.tr/
    Bu arada yazınıza değinmeden geçemeyeceğim :) Paylaşımınız anınız çok güzeldi fakat sonunda evden çıkarıldığını okuyunca içim cız etmedi değil :) O temizliği ben yapmış olsaydım ... Düşüncesi bile kötü :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhaba, hoşgeldiniz :)

      davete icabet sünnettir, hemen geldim :)

      Sil

Bi sesin çıksın..