10 Aralık 2017

Ivır Zıvır 69

Bir araba yanlış bir yere park etmişse onun sileceklerini kaldırmak sizi haklı yapmaz. Aksine o kişinin yaptığı aptallığın benzerini yapmış olursunuz. Bunun yerine anlamlı bir not bırakmanız sizin insani değerinizi gösterir. Hem de arabaya zarar vermemiş olursunuz. O kişi de oraya park ederek kaybetmiş olduğu insanlığını, notu okuyarak bulabilir belki..

Hem bazı silecekler havaya kaldırıldığında kırılıyor. Bak bizimki öyle. Sokakta bir yere park ettiğimizde bir de baktık silecekler havada ve kırılmış. Aslında ne geçişlere engeldi, ne de başka bir şeye. Meğer o sokakta herkes bilirmiş, o park yeri evdeki adamın birine aitmiş !. evet normal bir sokaktan bahsediyoruz. Şimdi her o sokaktan geçtiğimde gidip araca zarar vermek, ne bileyim sileceğini kırmak istiyorum. Ama o insanımsı ile aynı seviyeye düşmeme amacını güttüğüm için sakinliğimi koruyup, Allah a havale ediyorum. En azından iç huzurum mevcut.

Bir insan neden evlenir ki dediler.. Günümüzde bazı kızların evlenmekten çok evlilik yoluna giden yoldan geçmek istediğini fark ettim. İşte düğün organizasyonlarıa, gelinlikler, bilmem neler. Tamamen alış veriş odaklı bir hayat istiyorlar. Her şey mükemmel olmalı onların gözünde. Aman ben bu çocuğu seviyorum, bu çocukla ömür geçirmek istiyorum, böyle takılmak günahtır evleneyim tarzında cümlelerden çok uzaklar. Düğün organizasyon olayları geçince de boşanmalar oluyor. Çünkü çocuğu tanımamış ki.. Onun için varsa yoksa evlilik. Bu kadar evlilik meraklısı ah pardon bu kadar organizasyon meraklısı olmayın lütfen.

Korku filmli sevmeyen dostlara layık ve sırf Tim burton'un diye çok sevdiğim Dark Shadows filmini öneriyorum. Korkarken, eğleneceksiniz. Aslında korkmayacaksınız. Eğlenmeyeceksiniz de zaten.

Bir daha trendyol'dan alışveriş yapmayacağım sanırım. Tam olarak 5 gün önce verdiğim sipariş hala kargolanmadı. Ben bu yavaşlığı Aliexpress'te gördüm bi. O da shipping (yani gemi yolu ile) geldiğinden geliyor. 15 günde elimde genelde. Trendyol'a da 15 gün mühlet. Hadi bakalım.

Tuvaletleri cinsiyetsiz yapmayın lütfen. Yer israfı falan diye mi böyle yapıyorlar artık bilmiyorum ama bir erkeğin tuvaleti kullanma biçimiyle bir bayanın kullanma biçimi aynı olmuyor maalesef. Şimdi konuları burda bana teker teker açtırtmayın ama ayırın tuvaletleri.

Bugün hava harika. İnceden esen rüzgar, muhteşem bir yağmur.. Açtım camı, aldım elime sütü, battaniye altında sudoku çözüyordum ki bunları yazasım geldi. Aslında ben de sizler gibi kahve içmek isterdim fakat bu yaşa kadar içtiğim kahve sayısı sayılıdır. Beni tanıyan bilir, kahve ve çaydan nefret ederim.Kahve dünyası'na girip "süt verir misiniz?" diyen bir insanım ben. Aman neyse zaten diğerleri hep zarar.

photo by Jure Širić

4 Aralık 2017

Ivır Zıvır 68

Bugün kendime bir cv hazırlayım dedim, oturdum kaldım ama bir türlü hazırlamaya başlamadım. Sizde de var mı böyle kafanızda binlerce iş varken hiç bir şey yapamamak. aslında başlasam yapıcam güzel şeyler ama bi türlü başlayamıyorum.

son günlerde parçalara bölünmüş gibiyim. kafamda binlerce konu varken hiç bir şey yapamıyorum. kendime bir takvim hazırladım, buna rağmen düzene giremiyorum.

aradığım insanın "vaayy sen bizi arar mıydın" demesinden hiç hoşlanmıyorum. sanki her gün beni arıyormuşta açmıyormuşum gibi davranıyorlar. hayır sen neden hiç aramıyorsun acaba?aramadığın yetmiyormuş gibi ben arayınca da "hayırdır hangi dağda kurt öldü" diyorsun. of sinir bozucu bir durum. bir de büyükler hep küçüklerin aramasını bekliyorlar. beklemeyin. sizden yoğun bir hayatımız var, siz arayın. sizi arayan insana da sanki hergün görüşüyormuş gibi bir sıcaklıkla yaklaşın. arayacağımız varsa aramamızı kaçırmayın lütfen.

çocukken herkesten nefret ederdim ama o zaman da canım sıkılırdı. şimdi de herkesi seviyorum ama yine canım sıkılıyor. demek ki mevzunun sevgi ile alakası yok.

iş başvurusu yapmak istediğimizde "bizimle çalışmak ister misiniz" yazmak yerine "acaba sizinle çalışmak istiyor muyuz?" yazsalar ya keşke. çünkü genelde biz istiyoruz, onlar istemiyorlar. boş yere gidiyoruz görüşmelere. 

beni duygusal açıdan titreten bir oyun olan "this war of mine" masa üstümde durup bana bakarken bile savaşı hatırlatıyor. Allah korusun savaşlardan çok korkuyorum fakat son günlerde savaş oyunu olan Rainbow Six oynuyorum. Çocukluğumun oyunuydu ve kendini hiç geliştiremedi. fakat böyle bir iddiaları da yokmuş zaten. bir oyunda çok büyük bir hata yaptım, kardeşim kaydetmiş. youtube a koyacakmış, koyduğunda sizlerle de paylaşacağım mutlaka. bu rezillik orada kalmamalı :))

son günlerde ne kadar sıkılırsam sıkılayım sanatsal filmlere sardım. bir ara bilgisayar donmuş, ben hala durgun bir sahne diye izliyorum. yaklaşık 10 dakika bekledikten sonra, "yahu ne oluyor böyle" deyip baktığımda donduğunu fark ettim. nolur sanatsal olucağız diye aynı plana sadık kalmayın.

İçki içtikçe ayrıldığı karısını arayan ayyaşlar gibi canım sıkıldıkça it crowd izliyorum. aslında bunun için ayrı bir post yapmalıyım. gerçekten muhteşem bir dizi. izleyin bunu ya.


2 Aralık 2017

İnternette Tanıştığın Biriyle Buluşmak

İnternette tanışılan bir insana güvenilmemesi gerektiğine inanıyorum. normalde okulda tanıştığınız birinin sapık çıkma ihtimaline karşı internette tanıştığınız herhangi birinin manyak olma ihtimali çok daha yüksekmiş gibi geliyor. özellikle şu tanışma uygulamaları, sitelerinde bulunan arkadaşlıklar. hadi bir forumda tanışırsın, oyunda tanışırsın, blogunu okursun ya da instagramda yıllardır takip ediyorsundur, twitter da izliyorsundur falan; en azından kişi hakkında ufak da olsa bilgin vardır. ama hiç tanımadığın, kendini kız bulmak için (ki ne için olduğu da çok belli değil) bir siteye kaydetmiş adama güvenemezsinmiş gibi geliyor. Evli mi bekar mı nedir, neyi nasıl saklıyor belli değil. Kimisinin adı bile gerçek çıkmıyor. 

Düşünsene buluşuyorsun adamla. Yiyeceğine kaşla göz arasında bir şey katıyor, ondan sonra sen fenalaşınca "ay sevgilim fenalaştı" diyerek ne kadar kalabalık mekanda olursanız olun sizi kucaklayıp başka bir yere götürebilir. olmadı mı? bir filmde olmuştu. ama gerçekte olmaz inşallah. 

Ya da size gönderdiği fotoğraflardan çok ayrı bir insanla karşı karşıya geliyorsunuz aniden. Kimin nesidir nelerden hoşlanır, boş zamanlarında neler yapar falan hiç bir şey bilmiyorsunuz. günümüzün görücü usülü de diyebiliriz bu duruma. ama görücü usulünde en azından ortada bir aracı olur. burada aracı internet olsa gerek. internetin halini düşününce pek de güvenilir bir aracı değil bence.

Bana kalırsa internette tanıştığın birisiyle buluşmak büyük cesaret istiyor. gençlere çok doğal geliyor olsa da ben artık 30 yaşına gelecek olan insanım. bana biraz saçma geliyor. onun yerine tanışmak için sosyal ortamlarda bulunmak daha doğruymuş gibi geliyor ne bileyim. birileriyle bir şeyler paylaşmak, kurslara gitmek, sivil toplum örgütlerine katılmak falan insana hem güzel şeyler katıyor, hem güzel dostluklar katıyor. kısmetinizde var olan bir insan var sonuçta. onu bulmak için bu kadar kasmamak lazım. o sizi nasıl olsa bir şekilde buluyor.  Gidin kendinizi mutlu edecek şeylerle uğraşın, resim çizin, fotoğraf çekin, bir enstrumanı çalmayı öğrenin ne bileyim spor falan yapın. 

1 Aralık 2017

Saklama Rehberi

                                          


Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi? Eğer siz de benim gibiyseniz, birkaç temel gıda dışındaki hiçbir besin için net bir fikriniz olmadığına eminim. En basitinden, sizce elma ne kadar bir süre saklanabilir? Lezzetini, sertliğini ve tazeliğini yitirmemesi için ne yapmak gerekir? Oturup her besin maddesi için internette araştırma yapmanıza gerek yok: http://saklamarehberi.com, tüm bu bilgilere tek bir kaynaktan ulaşmanızı sağlıyor.



Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma tarafından hazırlanan (ve tamamen ücretsiz şekilde kullanılabilen) sitede; hamur işleri, süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve et ürünleri ile ilgili merak ettiğiniz her bilgi yer alıyor. İlk olarak, tüm bu besinlerin ideal kullanım sürelerinin ne olduğunu, daha sonra da bu kullanım süresini nasıl uzatabileceğinizi öğreniyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi, derin dondurucu kullanmak tüm gıda maddelerin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ancak, örneğin karidesi derin dondurucuda saklayabilir misiniz? Peki ya yazın aldığınız, lezzetli ve sulu bir karpuzu derin dondurucuya koyup, kışın yiyebilir misiniz? Tüm bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını Saklama Rehberi web sitesinde kolayca bulabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar değil: Sitenin “Alternatif Bilgiler” bölümünde, evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Evde nasıl mocha yapabileceğimi, meyvelerin kararmasını nasıl önleyebileceğimi, hatta unsuz kekin nasıl yapılacağını bile öğrendim. Laf aramızda, kot pantolonların derin dondurucuda temizlenebileceğinin de haberdar oldum! (Kotu fırçaladıktan sonra bir poşete koyup derin dondurucuda 1 gün boyunca bekletiyorsunuz.  Şaşırtıcı, değil mi?)



Türkiye’nin ilk gıda saklama rehberi olan http://saklamarehberi.com, beni şaşırtacak ölçüde bir içeriğe sahip ve her birini okumaktan büyük keyif aldım. Eğer sizin de bir derin dondurucunuz varsa, bu siteyi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Derin dondurucunuz yoksa bile gıdaları nasıl daha sağlıklı tüketebileceğinizi, ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi ve basit, pratik, lezzetli tarifler ile ipuçlarını Saklama Rehberi web sitesinden öğrenebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

29 Kasım 2017

Kardeşim Benim!


Son günlerde çocuk yapmanın ve büyütmenin ne kadar zor bir süreç olduğunun bilincine iyice vardım. Özellikle hamilelik dönemi, gerçekten insanın hayatını zorlayan bir dönem. Biraz da biz kadınlarda zorlaştırma huyu var galiba, daha da zorlaştırıyoruz. Zorlukları görünce tek çocuk yapmanın çok mantıklı olduğunu düşünmeye başladım. Yani Allah nasip ederse tabi. Eğitimi, şusu busu derken, çok çocuğa yetişilemeyeceğini de ekledim kafamda..

Fakat geçen gün çok ilginç bir şey oldu. Annemler  gittiler. Ben de annemlerin evine gittim yolcu etmek için.Herkes gelmişti, dayımlar, abimler, halamlar vs. Sonra uçak vakti geldi, abimler hariç herkes gitti. Abim eşi ve çocuğuyla biraz zaman geçirdik. Sonra onlar da gittiler. Evde yalnız kaldım. Daha önce annemler hac'a gittiklerinde kardeşimle kalmıştık. Gittiklerini hissetmemiştim bile. Şimdi kardeşim şehir dışında okuduğu için evde yoktu. Abimler çıktıktan bir kaç dakika sonra içim burkuldu. Kendimi inanılmaz yalnız hissettim. Oturup ağladım. Kısa süreli bir ayrılık olmasına rağmen hemde.

İşte o an insanın annesi ve babası gittikten sonra yanında sadece kardeşleri olacağını anladım. Abim "bize gel" dediğinde keşke gitseydim diye düşündüm. hemen şehir dışındaki kardeşimi görüntülü aradım, biraz konuştuk, güldük, mutlu oldum. Kardeş demek, sırtını yaslayabileceğin bir insan, güvenebileceğin bir dağ, seni her zaman tasvip eden bir büyük gibi.. Oturup saatlerce oynadığımız günler, muhabbetlerimiz, dostluklarımız, kavgalarımız aklıma geldi. Hepsi o kadar güzeldiler ki.. Abimle aramızda 1 yaş olduğundan olsa gerek, asla arkadaşsız kalmadım ben çocukken. Sokaktaki arkadaşlarıma tamah etmedim. Küserlerdi, umursamazdım. Çünkü evde her zaman var olan bir oyun arkadaşım vardı. Onlardan sıkılır eve gelir abimle oynar, abimden sıkılır onlarla oynardım. Sonra kardeşim oldu. O da bizim oyuncak bebeğimiz gibiydi. Gerçi şimdi kocaman adam oldu, abimlik taslamaya çalışıyor ama benim için hep bebek o..

Kardeşlik harika bir şey. Ve şimdilerde tekrar düşünüyorum. Evet biraz sıkıntılı dönemler çocuk büyütme ve yetiştirme dönemi fakat onlar için gerçekten harika bir şey. Yani en azından kimse kalmadığında yanlarında birinin olacaklarını bilmeleri bile yeter. Kardeşlerinizi sevin. Onlar sizin canınız. 

24 Kasım 2017

Güneşli Güne Merhaba!

İnsanın içini ısıtıyor güneş. Tamam soğuk havaları özledik, kar yağsın falan ama bugün ayrı bir parlaklık, ayrı bir güzellik var havada. İnsanı hiç nedeni olmaksızın mutluluğa sürüklüyor resmen. 

Bugün sizlere iremin çekilişi sonucunda kazandığım hediyeleri göstereceğim. Kargo ile gelen hediyeyi itanayla paketlemiş, kitaplar ve el yapımı defterini kalemlerle süslemiş. Huzurlarınızda teşekkürlerimi sunuyorum. Çekilişlere durmadan katılan biri olarak kazanmak inanılmaz mutlu ediyor insanı.


Şimdi sizlere bir önerim olacak. Daha önce duydunuz mu bilmiyorum fakat Facebook üzerinden videoları ile tanıştığım Düşünbil Dergisini itinayla takip ediyordum. Fakat bir türlü satın alamamıştım. Geçenlerde bir indirim paketi hazırlamışlar. 9 düşünbil dergisi, 2 godfather, 3 libido dergisini 55 tl'ye indirmişler. Kargo ile birlikte 62 tl'ye satın aldım. Dergileri tek tek satın almaya çalıştığımda 154 tl gibi bir fiyat çıkıyor karşımıza. Olabildiğince kârlı benim açımdan. Felsefe dergisi olduğu için, geçmiş sayılar falan diye de düşünmüyor insan. Ben mutluyum, okumaya başladım bile :)


Tabii halımın renklerinden biraz karmaşıklık oluşmuş olabilir :)) Dergilerin içinden çıkan posterlerle de bir tablo oluşturmayı düşünüyorum. Seviyorum böyle şeyleri. 

Bu güzel havada evde oturmak olmaz dediğinizi duyar gibiyim. Ah nerede o eski fıldır fıldır gezen büşra. Şimdilerde evden dışarı çıkasım gelmiyor, ayağımı kapıdan dışarı çıkarmak istemiyorum. Markete bile gitmiyorum. Hatta market alışverişimi Migros'tan yapıyorum online olarak, sağolsunlar sebzesinden meyvesine harika şeyler getiriyorlar. Taşıma derdi de olmuyor. Nakliyat parası olarak 5 tl gibi bir fiyat veriyorsunuz ki benim gibi evine market yakın olmayanlar için ideal. Zaten benzin 5tl yakıyor günümüzde. Hem de taşımamış oluyorsunuz, sıra beklemiyorsunuz , pat kapınızda. 60tl'lik alışveriş ve üzeri alışverişlerde evlere servis var. 

Ay reklam yazısı gibi oldu bu fakat aklınızda bulunsun diye yazıyorum. Hani varsa başka bildiğiniz şey, bana uyar. Arkadaşlarım "getir" uygulamasını önerdi fakat onu ben pek beğenmedim. Çünkü ellerinde olmayan şey istediğinizde yerine başka bir şey getirebiliyorlarmış ki ben bunu hiç istemem. Bu yüzden kullanmıyorum. Migros daha mantıklı geliyor. 

17 Kasım 2017

Ölüm diye bir şey var hayatta

Birinin canını yaktığımda, kızdığımda, üzdüğümde direkt bu cümle aklıma gelir "ölüm diye bir şey var hayatta". Hemen kaybedeceğim güzellikleri düşünür, vazgeçerim bu durumdan. Fakat başkaları için hiç de öyle değil. Sanki her zaman yanlarında olacakmışım, asla vazgeçmeyecekmişim gibi davranıyorlar. Ama aslında insan vazgeçiyor herşeyden. Sonra aniden bir şey oluyor, ölüveriyor hiç beklenmedik bir durumda. Ölmese bile vazgeçip gidiyor. Halbuki zamanın değerini bilsek keşke, ne güzel olmaz mıydı hayat? zaten şunun şurası sağlıkla 30-35 yılımız kalmışken..