12 Ocak 2018

Ivır Zıvır 74

Ben yine telden tele atlayarak sizleri sıkmamaya çalışacağım. Çünkü..
Bugün yine bir şikayette bulundum. Sizlerde bulunun lütfen. Biliyorsunuz ki tüketiciyi koruma konusunda çok güzel yasalar çıkartıldı. Genellikle mahkemeye verdiğiniz ürünler, aynen para iadesi ile teslim ediliyor. Ya da benim hep başıma öyle geldi. Belki de hep haklı olduğumdandır. En son aldığım bilgisayarın da ekranında piksel eksikliği vardı hatırlarsanız. İki piksel ölüye yakın.. Bu gözle görülmeyecek kadar küçük olabilir fakat siyah ekran piksel testini yaptığımızda çat diye parlıyor. Bunu servise gönderdik. Servis ekran değişimi yapacaklarını, ürünün kusurlu olduğunu söyledi. Açıkçası yeni aldığım, daha paketini açtığım aletin bozuk çıkması benim sorunum değil. Bu yüzden tamir istemediğimi, yenisiyle değiştirmek istediğimi söyledim. Fakat kabul etmediler. Şimdi bu konuyu tekrar mahkemeye taşımak zorunda kalacağım. Bunu yapan marka "Dell" markası. Aldığım bilgisayar da öyle ucuz yollu bir bilgisayar değil bu arada. O kadar para verip, sıfır makineyi servise gönderip ekran değiştirmek ne kadar saçma bir harekettir soruyorum size ey okuyucu. Fakat bu burada kalmamalı diyerek başkanlığa yazı yazdım. Caydırıcı ceza almalılar çünkü. Yarın öbür gün başkalarına başka markalarda yapıyorlar bunu. Nasıl olsa ürünü iade alırız veya madem o kadar ağladı yenisiyle değiştirirz diyerek yine aynı hataları yapıyorlar. Hayır öyle olmamalı. Eğer mahkemede kaybediyorsa bir marka, hele ki böyle bir durumdan ötürü, caydırıcı bir ceza almalı. Sağolsunlar bu konuda çalışmalar yapıldığını söylediler. Hatta geçenlerde haber geçti bu yasa hakkında, sevindim. Hakkınızı aramaktan vazgeçmeyin..

Geçen gün park halindeki arabamıza çarpıp kaçtılar. Sonra bulduk kim olduğunu. Neyse zararı karşılayacağım dedi ama nasıl içim acıdı. Nedense çok sevdiğim şeylerle aramda gizli bir bağ oluşuyor ve o bağ zarar görünce cidden üzülüyorum. Ama tabii ki cana gelen mala gelsin. Allah beterlerinden korusun inşallah. Bugün tamirhaneye gittim. 500 binlik sıfır arabaya otobusün çarptığını gördüm. Benim gibi sıfır malzemeler tamir görmesin anacım, kafasında olan biri için göz yaşı sebebiydi resmen. Bak ona da üzüldüm durduk yere.

Kuzenimle konuştum, hamilelik depresyonuna girdiğimi söyledi. Galiba eve kapanmam, hiç bir şey yapmak istememem, kimseyle konuşmamam, insanlara tahamülümün olmaması falan hep bu yüzden..

Kaç yıllık arkadaşımla konuşmuyorum bu günlerde. Ay bi de "sen şimdilerde çok değiştin" demiyorlar mı? Değiştim arkadaşım napıyım, konuşmak istemiyorum işte. Anlatmak istemiyorum. Zorla mı? Anlatacağım bir şey yok belki hayatımda. Ya da seninle paylaşmak istemiyorumdur. Bu zamana kadar paylaştım diye şimdiden sonra da paylaşmak zorunda mıyım? Annem hep der zaten, senin arkadaşın olamaz diye. Çünkü bencilmişim. Bencil ya da değil, konuşmak istemiyorum şimdilerde işte. Anlayışlı dostlar istiyorum..

Başka bir arkadaşım var, kendini üzüyor beni arayamıyor diye. dün aradım. Dedim başından geçenleri biliyorum, yoğunluğunu anlıyorum ve gerçekten seni düşününce bile yoruluyorum. O yüzden asla kendini kötü hissetme. Kalpler bir. Yarın öbür gün, boş zamanında oturur dinleriz birbirimizi.. Bence dostluk böyle bir şey. Bu bencillikse eğer, evet bencilim. 



10 Ocak 2018

Ivır Zıvır 73

Dün akşam Ufak tefek Cinayetler'i izledim. Seviyorum bu diziyi ama çok durağanlaştı son günlerde. Tamam bu bölüm gerçekten iyiydi fakat nedense bozulmaya başlayan kültürümüzü gözümüze gözümüze sokması pek hoşuma gitmiyor. Parayı bulunca neden noeller kutlanmaya, noel ağaçları altında hediyeleşmelere başlanıyor? Ha tamam onu yapsınlar ama biraz da bizim kültürümüzden bir şeyler koysunlar bir yerlere. Fakat yok. Tamamen yabancı bir film izliyormuş hissi oluşturuyor bende, yine de seviyorum. İzleyenler bilir Merve'nin başına gelenleri ve Merve'nin yaptıklarını. Bazen dostum dediğim insanların yaptıklarını düşünüyorum da, bak bunlar bizim hayatlarımızdan alıntılar olabilir diyorum. Yok aldatması yok bilmem nesi. Evet oralar hep bizim buralarda. 

Erkeklerde saçma bir düşünce var. Param olursa elimi sallasam ellisi.. Bunda biz kadınların da çok büyük payı var. Para varsa huzur var düşüncesini ufak yaşlarda yetiştirirken öğretiyoruz çocuklara, sonra büyüynce kız çocukları karşısındaki erkeğin önce cebine bakıyor. Yuva mı yıkmış, yuvası mı yıkılmış, kimin umrunda? 

Mide spazmı geçiriyorum 2 gündür. Ne yesem yarıyor mübarek. İnsanın midesi kötüyken mutlu olamıyor, hiç bir şey düşünemiyor. Allah sağlıklı günlerimizi aratmasın ne diyim..

Bugün kitap tasarımım sonunda bitti, işi teslim ettim. Sanırım en labirentli işim bu oldu. Bu kadar uğraş verici olacağı hiç ama hiç aklıma gelmemişti.

Erkekler hamile kadınlara iyi davransınlar. Aslında herkes iyi davransın. Hamile kadınlar saçma bir ruh halinde oluyor. Annemi hatırlıyorum da, kardeşime hamileyken sinirleri acayip yıpranmıştı. Durmadan her şeye kızıyordu. Anne seni çok iyi anlıyorum, hamilelik hormonlarından bunlar hep dediğimde gülüyordu yalnızca. Henüz 10 yaşımdayken bunu idrak edebilmiştim fakat şimdi insanların hiç biri hamile insanın değişebilir ruh hallerini, saçma sapan hareketlerini, alınmalarını, duygusallıklarını ve en olmadık yerlerde bekledikleri ilgiyi hiçe sayıyorlar. Çok üzücü.

Bugün size komik şeyler yazmak için oturdum aslında ama yok, maalesef. Sadece çok uzak bir yere gitmek istiyorum. Günlerce aylarca orda yaşamak, kafamı boşaltmak, değişik kararlar vermek istiyorum. Ama olmuyor.

Git gide kök salıyorum.


8 Ocak 2018

Günlük 17

Hala kış gelmedi ve bu beni oldukça korkutuyor. Geç gelen kış, benim için hiç de iyi olmayacak gibi geliyor. Eminim herkes böyle düşünüyor.

Dün ruyamda Amerika'ya gitmiştim. 9 Eylül tarihinde ordaydım ve Türkiye'ye dönecektim. Yalnızca 15 günlük bir Amerika macerasından sonra, ülkemi ne kadar özlediğimi hissettim. Rüyalarımda bile ayrılamıyorum ben burdan ya. Kabus gibiydi aslına bakarsanız ne kadar gezersem gezeyim..

Sizlerde rüyanızda saçma sapan şeyler görüyor musunuz? Ben görüyorum. 

Arkadaşlarımla alakayı tamamen kestim. Eve kapandım kaldım son zamanlarda. Sadece freelance işlerimi yapıyor, film izliyor, kitap okuyor ve canım sıkıldıkça yemek yapıyorum. Aslına bakarsanız canım sıkıldıkça poğaça börek yapıyorum. Çok seviyorum. Kimseyle görüşmek veya konuşmak istemiyorum. Kimseyi aramıyorum, sormuyorum. İçime kapanmak istiyorum, şöyle 2 ay kimse bana dokunmasın istiyorum. sanki 2 ay sonra her şey çok farklı olacakmış gibi bir his var içimde çünkü..

İnsanların ilgi istemesinden de nefret ediyorum. Eskiden çok severdim ama bugünlerde tahamül sınırlarım azaldı. Sanırım yaşlanıyorum. Evet yaşlanıyorum ben ya. Bu yıl 30 yaşımda olacağım ne de olsa. Annem 30 yaşına bastığında ben 10 yaşındaydım ve "ne kadar da büyük bir yaş" diye düşünmüştüm. Annem o kadar yaşlı gelmişti ki bana. Şimdi anneme yaklaşmış gibiyim. Ama yo dostum yo, 50 yaş hala benim için büyük :)

Yaş takıntılı bir arkadaşım vardı, onu çok kınadım sanırım, aynısından oldum. Galiba daha beteri de olabilir..

Sims3 oynayamaya başladım. orada bile arkadaşlık kuramıyorum. komşuya  misafirliğe gittim, dolabına bakıyım diye açtım, kadın beni evden kovdu. Oyunlarda bile böyle bir çekilmez bir uyuz insan oluverdim çıktım. Keşke bir dost olsa da çekip çıkarsa beni bu buhrandan. Yoksa kafamla birlikte her şeyi yiyeceğim hazır iştahım deli gibi açılmışken. Ha bir de bu var. 


2 Ocak 2018

Ivır Zıvır 72

Sudoku denen oyun çok fena bir illet. 2 kitap bitirdim bana mısın demedi. Bilgisayardan sudoku bulup, çıktısını alıp çözmeye başladım. kitabın başında bağımlılık konusunda uyarı olmasaydı, mahkemeye verebilirdim kendisini. 

Son zamanlarda cep telefonun kapatılıp uyunduğu, mesahın 2 kontor olduğu, ben iyiyim mesajı yerine çaldırılıp kapatılan günleri özledim. Hele o çaldırıp kapatma olayı o kadar çok vardı ki, o his başka bir şeydi ya. aklınıza geldiyse biri aramazdınız, zira bugünlerdeki gibi sürüsüne bereket dakikalarımız yoktu. 100 kontor ise oldukça iyi paraydı. 250 kontor alırsanız daha hesaplıydı ama yine de çok paraydı ne bileyim. Fakat o günler sanki daha düşünceliydik. şimdi paketlerimizde bulunan dakikaları bitiremediğimizi düşünürsek hele, her şey ayağa düştü ve hiç bir şeyin anlamı kalmadı gibi..

Bundan sonra herkes  bulunduğu yakada dursun, diğer yakada fazlalık yapmasın diye köprü geçişleri 8,75 tl oldu. para gibi para be! Artık hiç bir şey yemeyiz içmeyiz sadece gezeriz bile diyemiyoruz. ulaşım da çok pahalı.

Bimer başkanlık sisteminden şikayette bulundunuz mu hiç bilmiyorum ama oldukça etkili bir sistem. bu güne kadar iki başvurumda da oldukça iyi cevaplar aldım. seviyorum böyle şeyleri.

Allah hastane köşelerine düşürmesin. Keşke hastalık diye bir şey olmasa diye düşünüyor insan ama o zaman da sağlığın değerini bilemezdik değil mi?

Bi insan gittiği dişçiyle neden fotoğraf çekilir ki? Adama ne diyo "dur instagram storu'me koycam, poz ver" mi diyor? Ben ağız uyuşmasından, korkudan hemen ordan defolup gitmek istiyorum oysa. bunlar bayaa baya gülüyo.

Ben küçükken annem "iyy bu geri zekalı filmden nasıl böyle zevk alıyorsunuz?" derdi. Benim için klasikti. Şimdi açtım tekrar izledim yıllar sonra, gerçekten de gerizekalı bir filmmiş. Sanırım beğeni bilinçle alakalı.

Yıl olmuş 2018 ama bana sorarsanız ben hala 2008 yılındayım. bu geçen 10 yıl ne zaman geçti, neler yaşadım falan hiç bir şey hatırlamıyorum. Çift rakamlı yıllardan da korkuyorum. 

Nihal saçmalama, makyajın bozulacak!



31 Aralık 2017

Bu yıl..

Sizleri bilmem ama benim için yıl başı doğduğum gün'dür. Sonuçta o gün doğdum ve yıl benim için o zaman başladı. Her doğum günümde depresyona giriyor, yine yaşlandım diyorum. Şu hayatta satın alamayacağım iki şey var sonuçta, zaman ve insan. İnsan derken, şimdi insanlar satın da alınıyor ama öyle değil. Mesela birini kaybettiğinizde onu tekrar geri getiremiyorsunuz ya, heh işte ondan bahsediyorum. Zaman da öyle. Kaç paraysa vereyim 3 yıl geriye gideyim, 5 yıl ilerisini göreyim, 15 yıl daha fazla yaşayayım diyemiyorsun. Zaman bu kadar akışkan, bu kadar kaybetmeye hükümlü iken, nedir bu mutluluk? İşte bu yüzden her doğum günümde üzülüyor, yıl başlarında ise insanların sevincine anlam veremiyorum. Hadi yeni yıl herkese güzel şeyler getirsin madem. Her geçen gününüz daha bir kıymetli olsun. Vee en önemlisi, zamanın değerini çok iyi bilin. Sevinmeyin anacım, giden gidiyor, kalanlar bizimdir.


Byu kahve de benden size gelsin ;) kıps.

22 Aralık 2017

Ivır Zıvır 71


Yeni yıl herkese umut verirken bana hep bir umutsuzluk veriyor. Yaşlanıyorum, zamanım bitiyor, yapmak istediklerimi yapamıyor, yapmak istemediklerimi yapıyorum.Umutlarım var fakat bir yerden sonra onlar da kayboluyorlar. Daha gerçekçi oluyor insan ister istemez. Hayaller kayboluyor, hayatlar çürüyor. Ve en kötüsü gittikçe yalnızlaşıyorsun en korktuğun şey bu iken. Sanırım hayatta başa gelecek en kötü şey yalnızlık. En kötü şeyi bile yaşasanız, yalnızken değil de, birileri ile beraberken atlatabiliyorsunuz. fakat sonra anlıyorsunuz ki aslında mutlak bir yalnızlığın içindesiniz. her ne kadar artısı eksisi olsa da yalnız olarak çıkıyorsunuz dışarı.

21.21 'i gördüm. Seviyorum böyle saatleri.

Artık insanların "beni neden aramıyorsun" lafına tersleyerek cevap veriyorum. Bıktım sizi aramaktan. ne çok arıyormuşum arkadaş ben böyle? Son zamanlarda içim sıkkın, canım kimseyle konuşmak istemiyor, aramıyorum işte. Siz arasanıza bir kere. Sorsanıza halimi. Aradığınız tek şey "beni neden aramıyorsun"u söylemek için. Kafam bi dünya zaten.

Yeni bilgisayar aldım, ölü pikseli çıktı iki tane. Dell olmasına rağmen bu tip sorunlarla uğraşmak beni gerçekten çok üzüyor. Aldığım bilgisayar Şu model. Ve yurt dışında kırmızısı varmış ama Türkiye'ye siyahını gönderiyorlar. Tuş aydınlatması beyaz olanları buraya, başka ülkelere kırmızı aydınlatmayı gönderiyorlar. Gel de kendini 3. dünya ülkesi sayma şimdi. Zaten kalite kontrol de yapılmadığına eminim artık. Çünkü iki oldu bu sorun. Yüksek ihtimalle iade işlemleriyle ve yine bir mahkeme olayı ile uğraşıp duracağım.

Bazen hayattan çok yoruluyorum. Fiziksel olarak da yoruluyorum sanırım, varis çıktı bende. Yaşlılar gibi varis çorabı giymek zorundayım. Ay yaşlandım mı yoksa?

Hamilelerin doğum anında endorfin salgıladığı ve bu salgının 2 gün sonra etkisini kaybettiğini biliyor muydunuz? Geçen bir yazı okudum, çok şaşırdım. Endorfinin etkisi geçer geçmez, kadın kendini iğrenç hissediyor, aldığı kilolardan nefret ediyor, aynadaki değişiminden iğreniyor ve bunun sebebi olarak da çocuğunu görüyormuş. bu yüzden çocuğunu kucağına almak istemiyor, hatta yer yer öldürme girişiminde de bulabiliyormuş. bu dönem 40 gün sürdüğünden anne ve çocuğu 40 gün boyunca yalnız bırakılmazmış. Ne kadar doğru bilmiyorum ama psikolojide o 40 günlük değşik ruh hali "lohusa şizofrenisi" diye adlandırılıyor. Ah be anacım. tüm yükü neden kadınlar çekiyor?

19 Aralık 2017

2017 Soru Etkinliği | Mimliyorum!


Merhaba çok değerli okurdaşlarım. Değerli blogger arkadaşımız Gizem bir etkinlik başlatmış, çok beğendim, beni de mimlemiş sağolsun, çok mutlu oldum. Uzuun zamandır mimlenmemiştim. İlk mimlendiğim günleri hatırladım da.. Nasıl da korkmuştum ne yapacağım diye :) E o halde Gizem'in sorularına ve yanıtlarıma geçelim.

1- 2017 senin için 5 üzerinden kaç puan alır?

Galiba 3 alır. Neden bilmiyorum ama çok da beklediğim gibi olmadı hiç bir şey. Ama çok da kötü değildi. Vasat bir yıldı benim için. Allah a şükür, bu günlerimizi aratmasın tabii :) Hani bu şükürsüzlük değil de, nedense her yıl "bu yıl harika şeyler olacak" diye düşünüp, yine hiç bir ülke gezmeden, değişik yerler görmeden, keşfetmeden yılı kapatıyorum. Galiba 5 alabilmesi için bunların olabilmesi lazım :)

2-Maddi açıdan mı çok şey kazandın manevi açıdan mı?

İkisinden de biraz kazandım. Bak bu konuda umutluyum.

3- Kitap okumaya ne kadar özen gösterdin?

Hiç olmadığı kadar. Aslında zaten kitap okumayı çok severdim fakat bu yıl yeri geldi haftada 5 kitap bitirdim. O yüzden özenliydim.

4-Hiç pişman oldun mu ?

Oldum. Bir iş görüşmesinde yaptığım aptalca konuşma için oldum fakat demek ki kısmetim değilmiş deyip kendimi sakinleştirmeye çalışıyorum ama genelde kendime sinirliyim.

5-Hiç bağışta bulundun mu ?

Kan bağışı yapmaya çalıştım fakat kilom dolayısıyla almadılar. Diğer bağışlar hakkında bir şey söyleyemeyeceğim :(

6-Kendine gerektiği kadar vakit ayırdın mi?

Ayırmadım. Ama olsun. Ben zaten başkaları için yaşamayı severim.

7-İş/okul kısacası çalısma hayatında ne kadar başarılıydın?(10 puan üzerinden)

Okul hayatımda 9 puan alırım hemen. Fakat iş için 5 puandan ileri gidemiyorum maalesef

8-Hayatına giren mi çok oldu çıkan mı?

Galiba giren oldu. Hatta çıkan olmadı diyebilirim.

9-Gereksiz harcamaların mı ön plandaydı, iyi yatırımların mı?

Gereksiz harcamalarımla ben bir markayım. Beğenip giymediğim bir sürü kıyafetim var dolabımda.

10- Blogunun durumu 2017 de nasıldı?

Güzeldi. Çok güzel insanlar tanıyorum burdan. Seviyorum buraları ben ya.