29 Nisan 2012

Lunapark gerçeği


Ülkemizde oturmuş bir eğlence sistemimiz mevcut. Ne ala.! Eğlenmek için gidilecek mekanlar bellidir. Bi kaç genç, özellikle 15-25 yaşları arasındaysanız ve eğlenmeyi, adrenalini falan seviyorsanız soluğu kesinlikle lunaparkta alırsınız.

Yer yer sevgililere kollarını açan lunapark gerçeğinden pek hoşlanmasam da genellikle kuzenler aracılığıyla uğramak zorunda kalırım. Zira bizim kuzenler acayip meraklıdır. Özellikle Kemikaze. Kemikaze denen, şu hayvanlar gibi kafeslere kapatıldığı ve baş aşağı durulan o saçma alete binenlerin ciddi manada aklından zoru var inancındayım. Arkadaş! Nasıl bir mantıktır sizde ki? Merak ediyorum.

Hayır! Kafa üstü duruyorsun da, ondan nasıl bir adrenalin alıyorsun. Sonuç aynı. Hoop, aşağıya. Bir de Alabora gerçeği var. Sıkıyosa gitsene karadeniz fırtınasında sandala. Hadi bakim? Yiyo mu? Yemez tabi. Adrenalinse adrenalin. korkuysa korku. Gerilimse gerilim. Gerim gerim gerilirsin valla. Öyle olduğun yerde bir sağa bir sola gitmekle olmaz bu işler.

En sevdiğim ve benim için lunaparka gitme amacı kesinlikle çarpışan otolar. Hahah, otolar mı? Arabalar işte canım. Neyse ne. Mühim değil ne olduğu. Oradaki dostluk hiç bir yerde yoktur. Saçma bir kaynaşma söz konusudur. O sana çarpar, bu sana çarpar. Sen hırs yaparsın. Sen ona çarparsın. Derken, arkadaşlarını toplar gelir, sana çarpar. Sıkıştırılırsın. Fakat yine de gülmekten koparsın. Böyle bir saçma sıcaklık söz konusu olur. 

Mantığa bak! Birisi sana çarpıyor diye, ya da çarpılıyorsun diye eğleniyorsun. Bir iki genç aynı kıza çarparsa bu kesin yazılıyordur muhabbetine girer fakat o alandan çıktığında herkes kendi yoluna döner.

Dönme dolabından tutun da, o tren gerçeğine kadar. Tren de mesela süperdir. Ben tren nedir bilmezdim lunaparklar olmasaydı. Böyle eğitici durumlar da söz konusu oluyor yani. Lunaparklar belki çocuklar içindir ama biz büyüyemeyenler için vazgeçilmez bir durum. Ama palyaçoları ne kadar seviyorsam, lunaparkları da o kadar seviyorum.! 

26 Nisan 2012

İsimler önemli ve Uygur kardeşler söyleşisi


İsimlerin kişiliği taşıdığına inanırım. Biri hakkında konuşunca bir arkadaşım hemen ismini sorarım. İsmi ne? dediğimde aldığım cevaba göre bir kişilik oluştururum kafamda. Tıpkı "Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyim" misali. Arkadaşı atın ordan, ismi koyun. Aynı hesap.

Genelde herkes ismimi hatırlar. Geçenlerde bir toplantıda adama ismimi söyledim. Sonra bir konu hakkında fikrimi beyan edince "Pardon, ismim ne demiştiniz?" dedi. İsmimi 2. kez söyledim. Adam bir daha hiç unutmadı. Sonra hep ismimle hitap etti. Bir de gelin bana sorun. Ben hiç kimsenin ismini bilmiyorum. Ve birisi ismimi unutunca hiç sinirlenmiyorum. Zira isim hafızam bildiğin sıfır.

Bugün mükemmel bir gün geçirdikten sonra akşam derse gittim. Balkonda arkadaşlarla laklak moduna girmişiz. Tam o sırada bana yazıldığı tüm arkadaş ortamım tarafından bilinen x kişisi geldi. Arkadaşıma bir şey uzatırken "Al Büşra." dedi. Diğer arkadaş hemen atladı: "Olm, o Büşra değil yuh!" dedi. Çocuk bana dönerek "İsmin beynimde öyle bir yer edinmiş ki, herkese öyle hitap ediyorum" dedi. Sonra biz kahkahayı bastık tabi. Biraz fazla abarttık sanırım. Alındı. Duygularıyla dalga geçmemeliymişiz. Hatta bir ara enteresan bir beddua etti de, umursamadık. 

Bugün Behzat ve Süheyl kardeşlerle söyleşideydik. Hiç fotoğraf çekmedim. Yanımdaki arkadaşa verdim, o çekti. Söyleşiye gitmeden önce asistanımı arayıp gideceğimi haber verdim. "Oha, beyaz saçlı olan harbi çok karizma" dedi. "Yok lan, yaşlanmıştır O,artık karizma mı kalmıştır" dedim. Demez olaydım. Adam harbi karizma. Yok böyle bir yakışıklılık. Süheyl'in de sempatikliği çok şekerdi. Çok eğlendik. Bir çok şey anlattılar fakat beni benden alan Behzat Uygur'un: "Artık diziler çok fena. Herkes birbirine tecavüz ediyor. Set'e gitmeye korkuyorum, bana da tecavüz ederler" demesiydi. Süheyl Uygur hemen ekledi "E potansiyel de var hani"

Fotoğraf neden çekmedim? Söyleşiden kopmamak için. Fotoğraf çekmeyi bazen sevmiyorum. Herşeye o delikten bakmak ve durmadan fotoğraf görmek zorunda kalıyorsunuz ya, hiç hoş olmuyor. He bir de, insanlar hakkında ön yargı falan kötü şeyler. 50 yaşında bile yakışıklı olabilirsiniz beyler. Ve tabi tweet attığımda Süheyl Uygur'a, hemen beni RT etmesi çok güzeldi. Süheyl Uygur'un ise hesabı yokmuş, fake'miş. Bilginize.

25 Nisan 2012

Dövme yaptır-

Bizim zamanımızda - (eksi işareti) -mek,-mak anlamına gelirdi. Şimdi ne anlam taşıyor bilmiyorum ama başlığımı açıklama sorumluluğunda hissettim kendimi. Dövme yaptırmak hakkında atıp tutacağım şimdi. 

En baştan son söyleyeceğini söyleyen bir insan olarak "dövmeden nefret ediyorum" cümlesini kurmayı bir borç bilirim. İğrenç. Geçenlerde izlediğim bir belgeselde öğrendiğim kadarıyla Rusya'da hapse girip-çıkarsanız, o zaman damga tarzında yapılır bu işaretler. Hatta ne suç işlediyseniz, onu temsil eder. Genelde tecavüzcüler dini içerikli dövmeler yaptırırlar. Bunu bir borç bilirler sanırım. Tabi katiller de. Hatta vucudunda dövme yapacak yer kalmayanlar bile vardı. Seri katiller vs..

Bizim okulda bir çocuk vardı. Boynunda pi işareti var. Aman Allah'ım. Çocuğu görünce yolumu değiştirmek zorunda hissederdim kendimi.Ancak bir insan bu kadar itici olur. O karşımda konuşunca asla suratına doğru bakamazdım. Sonraları çocukluğum aklıma geldi.

Tamam canım, yapmıştık zamanında biz de o şekilde hatalar. Merak ve cehalet dönemime denk geldiği içindi. Ve tabi ki arkadaş etkisi. Fakat yıl olmuş 2012 ve hala koluna, boynuna,bilmem neresine dövme yaptıran kişiler mevcut. Neyin kafasındasınız siz aloo?

Sevgilisinin adını yazdıran kadar saçmadır, annesinin-babasının adını yazdıran. Hayır, hiç bıkmıyor musunuz aynı şekle/yazıya/hayvan figürüne bakmaya? 

Sonuç olarak, dövme benden uzak, isteyene yakın olsun. Söyleyeceğim o ki; çok itici gözüküyorsunuz. İçi içine sığmayan insanların dışa vurumu olarak değerlendirsekte bunu, şahsen hiç onay vermediğimi bilesiniz.. Fakat dövme sanatçılarına saygım sonsuz. Sonuçta bir sanat icra ediliyor ve kimsenin sanatına mani olmak istemem :)

22 Nisan 2012

Kutladık biz de.

Evet! Kutlu doğum haftasından bahsediyorum. Cuma akşamı kutladık. Şimdi yazmak nasip oldu. Neden böyle oldu? Çünkü fotoğrafları ancak bilgisayarıma atabildim. Bir kaç hata ve saçmalık sonucunda halledebildim.  


Durun! Size önce bi kaç şeyden bahsetmek istedim fakat bi'şey anlatmayacağım. O'nun yerine, bu organizasyon da ve bundan sonrakilerde yer alacağım için ne kadar da mutlu olduğumdan bahsedeceğim. İşte bizim ekip! Evet, biz bir ekibiz. Kalabalık fakat, bir o kadar da cana yakın insanların oluşturduğu ve ilk günden sizi bağrına basan insanların oluşturduğu. Büyütmeyin, pikseliyle oynadım, bulamazsınız! :)
Kutlu doğum olunca tabi Kur'an dinletileri ve Semazen gösterisi vardı. İlk kez semazenleri izledim. Hatta bi ara organizasyondaki görevli arkadaşlara, semaver dönüyor tarzında bir cümle etmişim ki, kopmuşlar. Olaya o kadar hakimim yani. Tabi fotoğrafladım da. Çıkaracağımız bülten için yararı olur kanısındayım.
Haricinde akşam ezanın okunmasıyla herkeste bir telaş. Namaz kılmak için görev yerlerimizi birbirimize paslayarak koşarak gittik. Koridorlara taşmak zorunda kalan ibadet çok başkaydı. 


Ve en önemlisine gelecek olursak; olabildiğince huzurluydum. Hepimiz aynı dili konuşuyorduk. Okunan duanın manasını soran bir birimin başkanı gelip bana açıklamasını yaptı. Sonra 5 arkadaşı daha yanımıza aldık. Ayaküstü konuşurken #gencümmet i TT'ye sokalım 10-11 saatleri arasında muhabbeti döndü. Hemen twitledim. Sonuçlarını ise aldık pat diye. Dünya gündemine sokmakta başarılı olmuşuz.


Program ise katıldığım en güzel organizasyonlardan bir tanesiydi. Açık hava olması, işleri zorlaştırır kanısındaydım fakat korktuğum hiç bir şey başımıza gelmedi çok şükür. Gecenin geç saatlerine kadar ayakta kalmak, insanlarla ilgilenmek ve gecenin sonunda "Mükemmeldi, emeği geçen herkesten ve gelenlerden Allah razı olsun" tarzında cümleler duymakta öyleydi. Sanırım istediğim yerdeyim.


Nereden mi böyle bir kanıya vardım? Yükseleni yay olan insanları mutlu eden şey şöyle ki: "Eğer Astroloji haritanızda Yay Burcu yükseliyorsa o zaman felsefe meraklısı, bağımsız ve toplum menfaati için yüksek idealleri olan bir tipsiniz demektir. Deniz aşırı ülkeler daima ilginizi çekecektir. Bu yüzden başka ülkelerin yaşam biçimleri sizin ilgi odağınız olacaktır. Yurt dışı iş imkanları yakalamanız muhtemeldir. Bunun yanı sıra toplumdaki haklar dağılımı konusunda kuvvetli bir görüşe sahipsiniz ve her bireyin hakkına derinden destek verirsiniz. Bu yönden idealleriniz kuvvetli olduğu için böyle bir meslekte çalışmak size uyar. Sizce diğer insanların kalbini ve fikirlerini kazanmak son derece önemlidir. Bu yüzden kendinizi toplum yararına bazı projelere atmanız muhtemeldir." (Diyadinnet'ten alıntıdır)

21 Nisan 2012

Şimdiki kızlar başka arkadaş!


Zamane kızları dedikleri doğruymuş. Kızlar çok farklılaşmış. Deerrkeen, nereden geldim bu konuya?!

Kardeşim 12 yaşında. Bir kaç gündür bir karın ağrısı var fakat bir türlü söyleyemiyor. En sonunda bana açıldı. Sonra anneme ve babama. Bir kız arkadaşı varmış ve bugün doğum günüymüş. 1 haftadır çocuğu sıkıştırıyormuş bana hediye al diye. Aman Allah'ım dedim o an o.O

İki kez şoka girdim. Abisinden ve ablasından hızlı olan bu çocuk ilk önce beni hızıyla şoka soktu. Sonra ise kızın davranışı. Yok anam yok. Bu devirde ağlamayana meme yok modunda herkes. Küçücük ufaklıklar bile bunun farkında. Kıza da bak sen hele :)

Mevzuyu kınıyorum ki, ilerde belki bana da lazım olur diye. Belki ben de birilerini sıkıştırıp , bana hediye al moduna girerim. Yok be girmem. Zira hediye içten gelen ve istekle olan bi'şey olmalıdır. Mesela geçen gün bir mesaj aldım. Aynen şöyleydi "Sana hediye aldım" Mesajı görünce öyle bir çığlık atıp, öyle mutlu olmuşum ki; yanımda bulunan Öznur kişisi, "N'oldu kızım, kim doğdu?" dedi. Kimse doğmadı. Özge (nam-ı değer kremalıkahve) bana hediye almış. 

Bugün de Özge ile beraberim. Hava yağmurlu ve soğuk. Yaklaşık 9 yıla süregelen dostluğumuzu bugün pekiştirmeyi planlamaktayız. Haydi bakalım. 

Dün ki Kutlu Doğum Haftası organizasyonu ile ilgili ise ayrıca bir yazı yazıcam. Paylaşacağım fotoğraflarım olacak :) Haydi, ok, kib, bye.

16 Nisan 2012

Sonuçta.?


Sonuç diye bi'şey yok. Yalnızca sinirliyim. Hiç olmadık birine oluşan bir sinir kat sayısına çarpılıp sıfıra eşitleniyorum günlerdir. Ne acı. Acı olan şey, kendime acıyor olmam. Kendime acımaktan vazgeçtiğim an, dönüp evsizlere, sokak hayvanlarına ve hatta bitkilere de acıyacağım. Hayır! Belki daha da fazlasını yapacağım. Öncelikle sonuca varmak gerek.

Yaptığı hatalardan ders çıkarıp, o hatayı tekrarlamayan kaç kişi var şu hayatta. Şu dedim de alınmadın değil mi hayat? Heh işte! Bahsettiğim de buydu. Hayatlarımızın bir zincir gibi birbirine bağlanmış ve hatta kenetlenmiş olması sinirlerimi bozuyor. Attığım her adımın 10 hamle sonrasını düşünmek zorunda bırakıyor beni. Yanlış yapma korkusu ile, kendi eksenim etrafında dönüp duruyorum. Çünkü biliyorum ki yörüngemi başka bir tarafa kaydırsam, domino taşları gibi birbiri üstüne düşen bir sürü olay olacak ve zarar vericem bir şekilde birilerine. Ya da ben zarar görücem. Ya da her ikisi birlikte olacak. Ne acı.

Gözlerimden akıp giden sahnelere bakıyorum da, her şey çok güzel. Yalnızken daha bir güzel. Herkes güzel. Herkesin mutluluğu kendi çapında. Herkesin acısı da. Allah büyük dert vermesin, amin.

Sonuca gelemedim hala. Bugün abimin babama söyleyemediği şeyi, babamı ayrı bir odaya çekip söylediğimde o kadar da hızlı girdim ki sonuca. Konuya girmek için ön bir hazırlık yapmadım hiç. Direkt söyledim. Kapıyı çekip çıktım yanından. O şok, ben ayrı bir şok. Abimi aradım hemen. Hallettim dedim ama gel bir de bana sor. Sor ama anlatacak bi'şey yok zaten.

Bugün izlediğim filmdeki replikler de güzeldi. Adam kadına "Benden nefret ettiğini biliyorum.." dedi. Nefes aldı derince "Ben de senden nefret ediyorum zaten." diyerek gözlerinin içine baktı ve ekledi: "Lütfen beni affet." Kadın duraksamadan konuştu: "Senden nefret etmekte ne kadar da haklıymışım" Sanırım kadınlarda hep bir müşteri edası mevcut. Hep haklıdırlar.

Ve bi'şey söyleyim mi? Yok hayır, söylemesem çok daha iyi. Çünkü ayıp olmasın diye yaptığım şeylere bakıyorum da en büyük ayıbı kendime yapmışım hep.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...