10 Mayıs 2016

Ivır Zıvır Part 50

Keşke daha az konuşabilsem. Ama yook, illa düşündüklerimi çat diye söyleyeceğim karşımdakine. Alınır mı gücenir mi hiç düşünmeyeceğim. Ah o ince düşünceli kızcağızlar yok mu? Onlara ayrı hastayım. Ne dediklerine dikkat ederler, aman karşımdakini kırmayayım diye sakin sakin konuşurlar, seslerini yükseltmezler. Azıcık sizden bana da bulaşsın be.

Bir de bana dağınıklık bulaşmış bir zamanlar. Ruhum dağınıklıkla sakinleşiyor. aradığım şeyi dağınık olan yerde daha kolay bulabiliyorum. Çünkü nereye koyduğumu biliyorum.

Sinirlenince içimde boya yapma hırsı beliriyor. Böyle elime versinler o an koskoca bir fırça, tüm duvarların rengini değiştirebilirim. Ya da yağlı boya yaparım eski günlerdeki gibi. Bugün gittiğim yerde yağlı boya tüplerine baktım da; ben almayalı bayaa pahalılaşmış meletler. Özledim o günleri. Fırçanın tuval üzerinde dans etmesini. Çizdiğim şeyleri benden başka kimsenin anlamamasını. Kendimi ifade etmeyi ya da edememeyi..

Bir de keşke bu kadar kafayı takmasaydım bir şeylere.. Ne kadar çok bilirsen canın o kadar acır, o kadar mutsuz olursun demişti biri bir zamanlar. Şimdilerde ona o kadar çok hak veriyorum ki. Aklımın bir karış havada olduğunu eklemişti. O zamanlar öyleydi, mutluydum da işin güzel yanı. Sanırım artık daha iyi anladım büyümenin nasıl bir duygu olduğunu. Büyüdüm ve öğrendim. Öğrendikçe ve büyüdükçe mutlu olmanın ne kadar zorlaştığının bilincine vardım. Zaten bize gülmeyi hatırlatan çocuklar da olmasa çekilmez bu hayat.

Çekilmez ama Allah ölümün de hayırlısını versin. Zira ben rüyamda dün; koskoca bir binanın altında ezilerek öldüm. Rüya olduğunu biliyordum, ölmeyeceğim ne de olsa diyordum. Bir kenara pustum ve binanın yavaşça üzerime yıkılmasını bekledim.Sonra da nefessizliğimle uykudan uyandım. Yine uyku apnesi nöbetiydi tabi.. İnsomnia başlangıcında olmamın da etkisiyle; uyusam da hep uykusuzum. Hep uyuma isteği. Gerçekten sinir bozucu..

Sinir bozucu bir diğer şey ise Ösym. Arkadaş neden böyle saçma sorular soruyorsunuz. Pazar günü Ales'e girdim.. Daha önceki girdiğim ales te zor yetiştirmiştim soruların cevaplarını. Biraz yavaş yavaş çözmüştüm, sindire sindire.. Bu kez son dakikaya bırakmamak adına hızlıca çözdüm soruları. Saate baktım; gözüm öyle dönmüş ki 11.30 gördüm. 12 de bitecekti sınav ve ben daha ikinci bölümün bir kaç sorusunu çözmüştüm. Bir depar attım. Bitti, optik okuyucuya da geçirdim. Saate tekrar baktım 11'di. İlkinde nasıl yanlış görmeyi başardım ve aslında kaçtı bilmiyorum. Sınavın bitmesine 1 saat kala sınavım bitmişti. İşin kötü yanı, bazılarını okumaya falan üşendim, atlaya atlaya okudum. Sonra dedim, bu böyle olmayacak. Geri dönüp tekrar çözeyim, nasıl olsa 1 saatim var. Amaan dedim sonra; boşver nasıl olsa çalışmadın hiç, bi halt olmayacak, boşa zaman kaybı. Çık burdan, ilerde bi müze var; onu gezersin. İçimdeki ikinci sesi dinledim ve çıktım sınavdan. Kapıya çıktığımda ilk çıkan ben olduğumdan herkes bana Madonna'ymışım gibi baktı. Ben de Madonna gibi davrandım.

5 yorum:

  1. Süpersin. Sınavdan ilk çıkana o bakışlar ilginç oluyor. Ben sınavım kötü geçtiyse kendimi çok aptal hissediyorum. İyi geçtiyse de çok coolum 😎

    YanıtlaSil
  2. Ben aptal hissettim ama yine de madonna gibi takıldım :))

    YanıtlaSil

  3. Çok iyi ya.. Bir zamanlar sınavdan çıkarken ağzımdan burnumdan kan gelmişti :) artık ne kadar kastıysam kendimi bırak Madonna'yı, ringde mağlup olmuş bir boksör edasıyla iki seksen yere uzanmıştım.. Başımda da annem hakem edasıyla sayıyordu biiiiir, iiikiiii...

    YanıtlaSil
  4. Hahhahha iyiyimiş Madonna 😉

    YanıtlaSil
  5. @yağmur, inanmıyorum sana yaa. çok merak ettim o sınavın sonucunu,değmiştir inşallah.

    @cafe tigris gel bir de bana sor :))

    YanıtlaSil

Bi sesin çıksın..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...