10 Aralık 2016

Bırakın İstediğini Alsın!


Çocuklar hakkında hüküm verebilmek için  çocuk sahibi olmak gerekmiyor sanırım. Sonuçta eğitimle alakalı bir eğitim alıyorum :D cümleye bak. neyse, akademi de öğretilen çocuğun istediğini istediği zaman sizin gözetiminizde yapmasıdır.
benim annem çok erken anne olmuş. abimi kucağına aldığında 19, beni doğurduğunda ise 20 yaşındaymış. o zamanlarda çocuk eğitimi ve gelişimi konusunda hiç bir bilgisi olmamasına rağmen, harika eğitimler vermiş. vermiş diyorum, çünkü bugün okulda yapılması gerekenler başlığı altında söylenen her şeyi annem bilinçsizce bize vermiş.

mesela abimle aramızda 1 yaş vardı. hep ona abi demek zorunda kaldım, kesinlikle saygıdan değil, büyüklüğünden. kendisi ile durmadan çatışma halindeydik. çoğunlukla benim kıskançlığım yüzünden. normalde büyük çocuk küçük çocuğu kıskanır gibi görünür ama bizde durum tam tersiydi. kıskanacak hiç bir şey bulamasam, gözündeki gözlüğü kıskanıyordum. o derece.. tabi böyle olunca kavgalarımız hiç eksik olmuyordu. annem hep kenardan bizi izler, kavganın boyutunun fiziksel darp haline gelmesini bekler, sonra ikimizi de kolumuzdan tutar odamıza kapatırdı. "buradan aranızdakini çözmeden çıkamazsınız" derdi. biz içerde iki dakika daha tartışırdık. sonra odadaki cezamızı algılar, kader birliği yapmamız gerektiğini hisseder, hafiften barışmaya çalışırdık. aradan beş dakika geçerdi, odadaki oyuncaklarla yeni bir oyun kurardık. annem gelir, kapıyı açar, hafifçe gülümserdi. biz oynamaya devam ederdik.

abimle küslük durumumuz üç dakika falan sürerdi. sanırım benim yengeç, onun balık burcu olmasındandı. o koskoca cüssenin altında o kadar duygusal bir adam vardır ki, anlatılamaz. annem bir gün çok sinirlendiğinde bana dönüp "zaten sen erkek olmalıymışsın, abin kız" demişti. yaptığım bir hata yüzünden abim içli içli ağlamıştı. içine kapanan, alınan ve küsen taraf o olduğundan, kız tribi asla yapamadım. yapmayı da öğrenemedim. trip atma hikayem 3 dakikayı asla geçmedi, geçemez de hala.

annem her zaman kendi kararlarımızı kendimizin vermesi gerektiğine inandı. babam ise ondan daha radikaldi. annem bazen müdahale etmek istediğinde bile onu durdurup, bırak istediğini yapsın bakalım derdi. annem bir keresinde bir ayakkabı almış, gelmişti. hayatımda bir çorap dahi benden habersiz alınmadığından o kadar nefret etmiştim ki o ayakkabıdan, oturup sinirden ağlamıştım. babam görünce anneme kızmıştı. babam asla "sen küçüksün, sen sus, konuşma, karışma" demedi bana. hep büyük bir kadınmışım gibi karşısına alıp anlattı, konuştu, fikrimi sordu. ve fikirlerimi dinlerken gerçekten dinledi, karşılığında kendi fikrini söyledi. 

sanırım kişinin kendini ifade edebilmesi açısından baba desteği çok önemli. yeni evimize taşındığımızda artık abimle paylaşmak zorunda olduğum odadan kurtulup yeni bir odaya sahip olacaktım. babam bir sürü katolog getirdi eve. o zamanlar internet yok tabi. katalogdan beğeniyorsunuz genç odası falan. ben de bir tanesini beğendim. annem "o dolap çok küçük kızım sana yetmez" dedi. babam "karışma, beğendiyse alsın, yorum yapıp kafasını karıştırma" dedi. ben o genç odasını aldım. inanın daha ilk haftada dolabın küçüklüğünden, masanın kullanışsızlığından laf etmeye başladım. "kendin seçtin" dediler, bunun üzerine hayıflanma hakkımın olmadığını anladım.. artık aldığım şeylerin kullanışlılığına bakmaya başladım. bu seçimi yaptığımda 6. sınıftaydım ve o günden sonra seçimlerimde hep dikkatli oldum..

hatta yeni gelin evine gittiğimizde koltukların güzelliğinden bahsedilirken "onu bunu bırakın da yatak oluyo mu bu" diye sormaya bile başladım. benim için görüntüden çok kullanışlılık önemli oldu.

yaptığım seçimlerin sonuçlarına katlanmak zorunda olduğumu bilmek biraz ürkütücü olsa da, güzeldi. annemlerden asla nefret etmedim bana zorla aldıkları bir eşya için, çünkü asla almadılar. babam hep istediğimi seçmem konusunda yönlendirici oldu, fikirlerimi söylemem konusunda da.. lise yıllarında kapanmak istediğimde annem karşı çıktı, o zamanlar küçük olduğumu iddia etti. bir de tabi o salak uygulama vardı ki, okullara girerken başınızı açıyordunuz.. bunun benim için çok zor olacağını falan söyledi. ben kararımı verdim diye söylenirken, babam yine beni karşısına alıp "hayat senin hayatın, seçimlerin de senin" dedi ve izin verdi. okuldan çıkarken okulun içinde kapanmama karşı çıkıyorlar diye babama gelip okulda kavga çıkaracağımı, taşkınlık yapacağımı söyledim. ona da izin verdi, her zaman hakkını savun dedi. hakkımı savundum, artık okulun içinde giriş katta bulunan tuvaletleri kullanmamıza izin verildi.

bu yüzdendir ki, ailenin her zaman çocuğunun arkasında olması, çocuğunun kararlarına saygı duyması harika bir şey. sizler de bırakın çocuğunuz istediğini alsın, istediğini yapsın. tabii sizin gözetiminiz altında. yaptıklarının sonuçlarına katlanmayı öğrensin..

hep sorarlar a kişisini nasıl anlattın babana diye. malumunuz babam da bana en az benim ona düşkün olduğum kadar düşkündür. hatta geçenlerde anneme "oğullarını mı seviyosun yoksa beni mi" diye sorduğumda hemen lafa girip "nasıl erkek çocukla kız çocuk aynı sevilir, kız çocuk başkadı" demişti. öyle başka sever kız çocuğunu. annem abimi doğurduğunda (babam asla ultrasonda çocuk cinsiyetini öğrenmek istemezdi, bu yüzden doğumda öğrenmişler) babamın kucağına vermişler , babam anneme dönüp, kız doğana kadar yapacağız deyip gülmüş. ne kadar içten istemiş ki bir yıl sonra ben olmuşum şans eseri :) a kişisini babama ben söyledim. annem her zamanki gibi "babanla aranda olan konuyu babanla konuş, beni aranıza sokma" dedi. asla aramıza girmedi. bizde babam son duymadı, çoğunlukla ilk duydu her şeyi. çünkü annem asla buna izin vermedi. kötü bişey yaptıysak da iyi bişey yaptıysak da aramıza girmedi babamla. 

babayla arasına girmeyin çocuğun anneler. bırakın kendilerini istedikleri gibi ifade etsinler. dinleyin onları.. onlar en doğal halleriyle yaşıyorlar her şeyi. hep gözetim altında tutun, ama tuttuğunuzu da belli etmeyin. sevin onları, öpün, okşayın, sevdiğinizi çok belli edin. sevdiğinizi o kadar belli edin ki, sokaklarda sevgi aramasınlar, başkalarının kucaklarına atlamasınlar. aile sevgisini başka insanlarda bulmaya çalışmasınlar. kardeşinizi sevin, kuzeninizi sevin, ailenizi sevin. 

18 yorum:

  1. Herkesin sahip olmadığı size saygı duyan, sizi seven bir aileye sahip olduğunuz için şanslısınız. Bu zamanın ebeveynlerinin işi biraz daha zor gerçi. Çocuğun aklını karıştıracak ona kötü örnek olabilecek o kadar çok olumsuzluk var ki. Çocuğun bir birey olduğu gerçeği unutulmamalı, her zaman onun fikirleri alınan kararlarda dikkate alınmalı bence de.
    Böylesine önemli bir konuyu ele aldığınız için de ayrıca teşekkürler, kaleminize sağlık. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kesinlikle çok şanslıyım ve evet katılıyorum yeni ebeveynler düşüncenize. umarım doğru ebeveynler oluruz. her dönemin kendine özel zorlukları var gerçi, bizler de hepsini atlatabiliriz inş :)

      Sil
  2. Ne kadar güzel bir aile ortamı örnek alınası maşallah :)

    YanıtlaSil
  3. aile kavramı cok cok onemlı...

    YanıtlaSil
  4. Bir çırpıda okuduğum bir yazı daha, sayısız blog içerisinde bu blogu boşuna beğenmiyorum ki, içerik zaten güzel ama ya anlatım, düşünceyi ifade eder iken domino taşları gibi ardıardına sıralanan cümleler, Hoca'M, yüz üzerinden yüzlük bir komposizyon daha, kıskanılıyorsunuz, tabii ki hayranlık çerçevesinde...(:

    YanıtlaSil
  5. Bir çırpıda okuduğum bir yazı daha, hem içerik hem de anlatımdaki akıcılık perspektifinde yine yüzlük kağıt vermişsiniz Hoca'M...(:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. diğer yorumuna da cevap verdim dist :=)

      Sil
  6. bu yorumu okuyunca çok şımardım yalnız disturbed :) ben teşekkür ederim güzel yorumun için.

    YanıtlaSil
  7. Rica ederim Hoca'M, ilk yorumum gözükmedi, bende ikinci yorumu kısa yazdım ama hakikaten güzel yazıyorsun, bu bi' yetenek, herkese nasip olmaz...(:
    Alt katımdaki daireye yeni bi' aile taşındı bu hafta, üç-dört yaşında bi kızları var, arada bi' milleti fırçalıyor sanırım, şımartmışlar ama o kadar güzel geliyor ki o ses, ebeveynlerine eğlenmelik oluyor, ruhlarına can katıyor, hayattaki tatsız olumsuzlara karşı doping oluyordur diye düşünüyorum, bu arada küçük kızın etrafındakilerini fırçalayan sesini duyunca benimde yüzüme bir gülümseme geliyor, elhamdülillah...(:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynen ya, çocuk resmen can veriyor insana :) gülüsetiyorsa ne mutlu. genelde komşu çocukları sinir bozucu olur. :))

      Sil
  8. Çok güzel yazmışsın, bir solukta okudum. Hele o son paragraf o kadar doğru ki.. Çocuklar ailelerinden korkmadıkları müddetçe her zaman hayatlarındaki doğruları da yanlışları da paylaşacaklardır diye düşünüyorum bende. Böylece aile düşman değil, en iyi sırdaş olabilir.
    Ne mutlu sana ki senin de böyle güzel bir ailen var. Şükretmek için koca bir sebep :)
    Sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim :) kesinlikle ailem şükretmek için çok büyük bir sebep :) umarım bizler de şükredilecek aileler oluruz :)

      Sil
  9. Büşracım anneni de babanı da çok sevdim. Hürmetlerimi ilet lütfen :)

    Aile hayattaki en önemli şansımız. Her zaman en büyük zenginliklerimden biri olarak düşünmüşümdür anne ve babamı.

    Kendi ailemde en önem verdiğim şeylerden biri akşam baban gelsin de gör gibi bir cümle kurmamaktır. Akşam bir kaç saat babasını görecek çocuğu babadan soğutmak nasıl bir acımasızlıktır, bunun yanında annenin bir hiç olduğunun altını çizmek da cabası.

    YanıtlaSil
  10. Merhaba :) Blogunuzu yeni keşfettim ve hemen takibe aldım. Sizi de bloguma beklerim www.nurundelidolublogu.tk ;)

    YanıtlaSil

Bi sesin çıksın..