3 Aralık 2016

Bu günlük

Bugün istanbul bir harikaydı can dostlar, güzel insanlar. muhteşem bir hava vardı. fakat ben evdeydim tüm gün. sanmayın ki gezdim tozdum böyle harika bir hava bulmuşken. a kişisi gezmek istemedi. dışarı çıkası yokmuş her zaman ki gibi. çünkü o evi çok seviyor. tıpkı mahalle çocuğuyken sokaklarda oynarken üst katımızda oturan ve asla sokağa çıkmayan çocuk gibi. ona aşağıdan "cam güzeli" diye bağırırdık. hep camdan izlerdi, sonra döner aterisi ile oynardı. sanırım o günlerde o çocukla çok dalga geçmiştim ve o da çok içerlemişti. 

neyse, a kişisi "madem çok sıkılıyorsun, çık dışarı istediğin yere git" de diyor, hakkını yiyemem. fakat bana kalırsa mutlu olunacaksa evliysen beraber olucak. yani ben tek başıma sokaklarda gezmek istesem evlenmezdim ama dimi? sanırım evet, ben haksızım. çıkıp gezmeliyim eski günlerdeki gibi. almalıyım elime fotoğraf makinemi, dere tepe düz gitmeliyim. beklememeliyim kimseyi. yalnızken de mutlu olmayı öğrenmeliyim. zira böyle mutsuzluktan önümdeki masayı kemirebilirim.


bir de sizlere geçenlerde gitmiş olduğum kadıköy'den bahsetmek istiyorum. hayır, yalnız gitmemiştim. yanımda can dostum güzel insan Zeynep vardı ve beni harika yerlere getirdi. bunca zamandır kadıköy'e gidiyorum (Malumunuz Marmara üniversitesi orda :/ ) hiç gezmek aklıma gelmemişti. okuldan eve-evden okula bir insanım ne de olsa. ama geçti o dünya millet. artık durana aşk olsun. Neyse, uzun zamandır aradığım fight club sabununu Köstebek adlı mağaza da buldum. fakat mağaza çalışanlarını hiç sevmedim. hatta o kadar sinir oldum ki instagram dan takip ediyordum, unf ettim. 

yan taraflarında bulunan mağaza daha uygun fiyatlara sahipti. cüzdanı da ordan aldım. çanta içi için oldukça güzel. yani ben öyle kullanıyorum, ıvır zıvırlarımı içine atıyorum. şimdi çantamda ne var videosu çektirmeyin bana?! :)) Neyse o mağazadaki kızları da sevmedim. sanki borç para istiyormuşsunuz gibi davranıyorlar. Allam ya.

3-4 katlı starbucks 'a ne demeli? her katındaki doluluğa peki? anacım sizin işiniz gücünüz yok mu? hadi bizim var, sizin neden yok? bunca boş adam varken bu toplumda bizim daha çok burnumuz sürter sayın okuyucu. gençlerin hepsi aylak aylak dolaşıyor, sosyal medya da takılıyor. fakat insanları izlemek için harika bir mekan. önümüzdeki günlerde bilgisayarımı alıp özel olarak oturup insanları takip edicem. yanınıza biri oturuyor, çok ilginç hikayeler duyuyorsunuz. biz zeyneple kocaman bir koltuğa oturduk, böylece yanımıza bir sürü insan oturup kalktı.

mesela bir kadın ve adam oturdu yan masamıza. adam o kadar temiz yüzlüydü ki, anlatamam. kadın ise bir o kadar itici bir kadındı. birbirleri ile hiç konuşmadılar. adam gazetesini eline aldı, kadın cep telefonunu. bir şeyler kurcaladılar. birbiri ile iletişme geçmeyen bir çift. yaşları ilerlemişti ve bir an sanki geleceğimi görüp tekrar depresyona girdim. tam o sırada bir adam daha geldi yanlarına. ikisi de güler yüzle selamlaştı. birden konuşmaya başladılar. adam psikologtu ve bunların çocuklarının ciddi sorunları vardı. nasıl davranmaları gerektiğini falan soruyorlardı. derken tam yanıma bir kız ve erkek oturdu. daha yaşları çok küçüktü kız 19 erkek 21 li yaşlardaydı. yani taş çatlasa o kadardılar. tartışmaya başladılar. kız erkeğin yaptıklarını söyledi, erkek kızın. karşılıklı içlerini döktükten sonra ben ayı gibi baktığımdan ve dinlediğimden olacak ki, başka masaya geçtiler :(

aman Allah'ım ne ayıp bi insanım ben böyle. neyse, yine gidip dinlicem insanları. seviyorum insanları ve hikayelerini. böyle durmadan hikayerini anlatsa insanlar ve durmadan dinlesem. hayır, psikolog olmak istemiyorum, yalnızca kötü şeylerle dolmak istemiyorum. tüm iyilikleri ve kötülükleri ile hayatları öğrenmek istiyorum. çok mu şey istiyorum ha?

yeni yıldan ise hiç bir şey beklemiyorum. bugün uyandığımda nasıl "off bugün nasıl btiecek" diyorsam, yeni yılda da öyle bir cümle ederim heralde. gidip kuymak yiyim de kendime geleyim. 


23 yorum:

  1. Başka insanların hikayeleri hep benim de ilgimi çeker. Bir fotoğraf karesinde ne hayatlar gizlidir aslında değil mi?

    Ben de evden çıkma konusunda sizin a kişisi gibiyim bu arada, eşim de aynen sizin gibi. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. genelde kadınlar çıkmak istemez zaten, bizde tam tersi. arkadaşlarım falan ohhh ne güzel diyor da bir de bana sorun :( ben de dışarda sanki çok şeyler oluyor da hepsini kaçırıyormuşum gibi :/

      Sil
  2. Arada çıkıp kendin de gezilir ki :)
    Geçende ben rastladım. Hani hiç tanımadığın birine hayatını anlatıp rahatlamak derler var ya, aynen onu izledim. Belki bloga da yazarım..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aaaa yazsana sen de :) okurum ne güzell :))

      Sil
  3. Canım çekilişime katıldın fakat g+ danda takibe alman gerek bilgilendirmek istedim😊

    YanıtlaSil
  4. Ahahaa ama canım her gün her gün kuymak yenmez ki, gidip kendime pişirttireceksin en sonunda, rejim yapmaya çalışıyoruz di mi burda :)

    Benim kocam hiç sevmez kendi başıma dolaşmamı. Sonra bir baktım bana sinir basıyor. Hayır ayrı zamanlarda dolaşalım birbirimize anlatcak iki bişeyimiz olsun. Yüzüm eskiyor o kadar dibdibe :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ahahahhahah yaaa aslında o açıdan bakınca haklısınız, sanırım ben de aaaa ayrı dolaşalım madem demeye başlıcam :))

      ben de rejim yapıyorum aslında. hemde dukan diyeti. ama sözde, özde yiyorum. hatta ayı gibi yiyorum afedersiniz :( keşke iştahım kesilse. bende bu kuymak sevdası var ken ı ıhh :(

      Sil
  5. Mağaza çalışanlarına bende uyuz oluyorum, hani mağazaya ilk girişte hoşgeldiniz, daha sonra ne bakmıştınız, yardımcı olayım muhabbeti olan davranışlar...
    Keşke mağazalarda kimse çalışmasa ya da mağazalarda çalışanlar hep umursamaz tipler olsa...(:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de hiç sevmiyorum o tipleri. fakat burdakiler de fazla umursamaz, bişe soruyosun suratına bön bön bakıp sonra canı isterse cevap veriyo hödük. bak yine sinirlendim :/

      Sil
    2. İşte onlar tam benlik, ilgisiz çalışmaya çalışanlar candır...:D
      Mesela üç hafta önce MarmaraPark'taki adidas mağazasında bi model beğendim, almadım ama o güzellik hâlâ aklımda, dün yine uğradım avm'ye ama içeri girmek ne mümkün, tüm çalışanlar pusuya yatmış yırtıcılar gibi kapıya bakıyorlar, kendim bi' tuhaf oldum, girmekten vazgeçtim, boynerde turladım, aksine boyner'de ortam kimkime-dumduma ama istediğim adidas orada yok, sonra bi' tane çeyrek bilet alıp avm'den tekrar uzaklaştım...Gerçekten bu tür çalışanlardan gına geldi bana, birde collezione'de turlarken çok rahatım, birde flo'da...Hele lewi's, tam bi başbelası, loft berbat, nike umursamaz, colins fena değil, gazador iğrenç, puma idare eder, defacto'ya uğramaya gerek yok, mudo çok güzel, çalışanlarıda, gömlekleride, mudo birtane, herşeyiyle...:D

      Sil
    3. ooo hep marka şeyler, teraziydin dimi disturbed? :D nedir bu marka meraklılığı acaba diye düşünürken aklıma geldi. adidas'tan bir daha asla bişe almamaya yemin ettim ben nerdeyse. yani etmedim de etmiş kadar oldum. aldığım ayakkabılar 2 hafta sonra adidas çizgilerinin ordan dikiş attı. hemen gönderdim garantiye. dediler ki kullanıcı hatası. e dedim bu çizgilerin dikişlerinin patlaması için nasıl bir kullanıcı hatası vardır? hemde 2 haftada.. isterseniz tüketici heyetine gönderin dediler. 170 tl lik şey için uğraşmayım dedim. derken diğer ayakabılarım da sorun oldu. sonra ben naptım? decathlon dan bir spor ayakkabı aldım ki, akıllara zarar. adidaslarla yürüdüğüm yolda (ki koşu ayakkabısı modeli) ayaklarım ağrıyorken, decathlondan aldıklarımla havada yürüyorum sanki. yani adidastan uzak dur! alma o ayakkabıları.

      bahsettiğin durumları ben de çok yaşıyorum, gazador hariç. gazador diye markanın varlığını ilk senden duydum. mavi de çok iyidir. geçen gün pantolon almaya çalışıyodum. şu 2 tanesi bilmem kaç liralıklardan vardı. beden beden ayırmamışlar. bulamadım bi türlü. bi Allah'ın kulu da gelip ne arıyosunuz demedi. tüm pantolonları sağa sola fırlatmaya başladım. ilerden adamın teki gülümsedi sadece:D bende başlarım böyle işe deyip çıktım. almadım pantolon. hala almadım. bak hala pantolonum yok. :D

      Sil
    4. Gazador Airport'Ataköy'de var, birde Kalecenter-Güngören'de vardı en son, ayrıca YKM'nin Metroport'Bahçelievler'deki mağazasındaki modellerde rastlıyorum.
      Mavi' bana uzak bi' marka, ürünleri tasarım olarak bana uzak, Loftun ve Colins'in pantolonlarını cok beğeniyorum, renk tonlarıda hoşuma gidiyor.
      Spor markalarda ise adidas hep favorim, üç çizgisi tasarım olarak efsane bence, bu tasarımın fikir sahibini kıskanıyorum açıkcası...(:
      Ve marka bağımlılığı...Ama Hoca'M yapıyor adamlar, benim gibi estetiğe önem verenlerde dayanamıyoruz, napalım...:)

      Bu arada dekatlon'dan aldığın ayakkabının markası ne ola ki, merak edenzii...O_o

      -Hoca'M...(:

      Sil
    5. kalenji marka ayakkabı aldım. gayette güzeldi :) mavi nin kotları çok iyi oluyor, özellikle siyahlar. loft tan almıştım siyah üç yıkamada grileşti. ama mavi de bu sorun olmuyor.

      kesinlikle adidas ın o çizgilerine ben de hayranım fakat son zamanlarda çin de üretilen malları Türkiye'ye kakalarken en adilerini seçtiklerinden eski kaliteli ayakkabıları mazi de kaldı maalesef.

      Sil
    6. Doğru, Loft çabuk renk veriyor, bu konuda haklısın, sanırım bende mavi'ye bakmalıyım artık...(:

      Kalenji demek markası, hımmm...

      Ve adidas...Süper tespitler Hoca'M, teşekkür ederim tecrübelerini paylaştığın için benimle, demek oluyor ki alışveriş tercihlerimi yeniden gözden geçirmeliyim...
      Eee, sonuçta öğrenmek için buradayım Hoca'M, senden daha öğrenecek çok şeyim olduğunu farkettim şuan...(:

      Saygılarımla Hoca'M, büyüksün..��

      Sil
  6. Evli olduğunuzu bilmiyordum Allah mutluluğunuzu daim etsin inşallah :) mağaza çalışanları bazen gerçekten çok sinir bozucu oluyorlar özellikle kendilerine göre prestijli bir mağazada çalışıyorlar bu yüzden tavırları bence. Aldıklarınız da hayırlı olsun

    YanıtlaSil
  7. ha haaaa kuymak yiyince keyfin yerine geldi miiiii kadıköy bi tanesi yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahaha geldi tabii ki, gelmez mi, :) kadıköy ayrı güzel harbiden, eskiden taksim di şimdi kadıköy :)

      Sil
  8. merhaba blogumu yeni açtım bende beklerım:)

    YanıtlaSil
  9. Alemsin Büşra :) Valla ne yalan söyleyeyim bende bayılırım yan masayı, üst komşuyu, diğer koltuktaki yolcuyu dinlemeye. Merak genlerimizde var :) Ama bende öküz gibi dinlediğimden ve eğer yanımda birisi varsa, konuşmanın heyecanına kapılıp, 'duydun mu ne dediiiii?' gibi salakça bağırdığımdan o yandaki hep yer değiştirir ve benim merak kursakta kalır. Şimdi sana ufak bir tavsiye (ah verdiği aklı bir kullanabilseydiiii) canın dışarı mı çıkmak istiyor? Çık beee bekleme kimsenin keyfini. Hayat ertelemeye gelmez ama bekara karı boşamak kolay gelir :))) Şaka şaka bende bu dediğimi yapamıyorum, sen de yapamıyorsan çok şaaapppma en iyisi kuymak ye. Afiyetler olsuuun:)

    YanıtlaSil
  10. Valla ben de Handan'cigima katiliyorum aynen:) Birlikte gezmek ayri, bazen yalniz ya da arkadaslarla gezmek de ayri. Ikisinin de tadi ve önemi baska. Her ikisine de zaman ayirmak lazim ara ara:)

    YanıtlaSil
  11. Gençken ben de çok severdim insanları izlemeyi dinlemeyi sonrasında "ne kadar az insan o kadar dertsiz başım!"düsturunu yaşıyorum :)

    Sende biraz da kendimi buluyorum güzellik :)

    YanıtlaSil

Bi sesin çıksın..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...