5 Ağustos 2017

Sanane ne Giydiğimden?


Çok sinirliyim sayın okuyucu. Her nerede ne yapıyorsanız, mutlaka sizler de bu baskı altındasınızdır. Hele ki kadınsanız.. Erkekseniz de öyle aslında. Modaya uygun giyinirsiniz tiki olursunuz, giymezsiniz köylü. Sanki köylü milletin efendisi değilmiş gibi aşağılarlar bir de utanmazlar. 

Bizler ne yaparsak yapalım yaranamayız şu gözünü sevdiğim toplumsal hayatında. Fakat en çok da kadınlar batar göze. Benim göze batmam 16 yaşlarımdayken oldu. Durun önce yazının çıkış noktasına geleyim. Biliyorsunuz geçenlerde #kıyafetimekarışma yürüyüşü yapıldı. Yorumlara baktığımda örtülü kadınların bir sıkıntı çekmediği, bir şey yaşamadıkları falan söylendi. Durun sizlere yaşadıklarımı anlatayım.

Öyle örtü meraklısı bir ailem yoktu. Fakat çekirdek ailem dine çok yakındı. Babam perşembe akşamları mutlaka Kur'an-ı Kerim okurdu. Annem de imam hatipli olduğundan dini konuda oldukça bilgili ve bu bilgiyi ilginç bir şekilde bize akseden bir insan. Babam annemi tanımadan önce dinden uzak (onların ailesinde öyle dine yakın bir insan bulunamaz) bir adamdı. Annemle hayatı değiştiğini her fırsatta söyler :) Mevzu bu değil. Çekirdek ailemizde oldukça mutluydum. Asla örtünme konusunda bir fikir ortaya atılmadı. Çevremde, arkadaşlarımda, akrabalarımda, kuzenlerimde falan örtülü bir kız görmek imkansızdı. Hatta nasıl bir lisede okuduğumu ( Solcu liselim-disiplin hatırası ) yazımda bahsetmiştim. 

Bir gün hayattan zevk almamaya başladım.Bir çok şeyi erkenden sorgulamaya başladım. En önemli sorunum "bu hayattan ne istediğim" di. İstediğim hiç bir şey kalmamış gibiydi. Alınabilecek her şeyi almış, oynanabilecek her şeyle oynamış, yüzmeyi öğrenmiş, bisiklete binmiş, paten kaymış, basketbol takımına girmiş, piyano çalmayı öğrenmiştim. O boşluktayken neden bu hayattayım düşüncesi sardı her yanımı. Babama sordum, "oku öğren" dedi, Kur'an-ı gösterdi. Annem de aynısını söyleyince okumaya başladım. Okudukça içime bir sıcaklık geldi. Sonra namaz kılmayı öğrenmek istediğimi söyledim. Yine etkilenmemem adına üst komşu kızdan öğrendim namazı. Nedense zorlamaktan ödleri kopuyordu. 

Bir gün artık örtünmem gerektiğini hissettim. Belki önümdeki kızın poposuna bakıp "off şuna bak" diye yanındakine gösteren adam yüzünden, belki de eğildiğinde göğüslerine bakmak için gözlük takan genç yüzünden. Babam hep "sen özelsin" diyordu. O kadar çok demişti ki, kendimi o kadar özel hissettim ki, sokaktaki adamın herhangi bir yerime bakması beni rahatsız etti. Fakat öyle uzun pantolonlar, uzun kollu tshirtler giyemeyeceğimi biliyordum. Bir anahtarı olmalıydı bunun, zorunda olmalıydım örtmenin. Bir sabah kalktım ve aileme "kapanmak istiyorum" dedim. Babam düşünmem gerektiğini, ani bir karar vermemem gerektiğini söyledi. Annem ise, lise de zor olacağını (malum o dönem başınızı kapamanız yasak) okul bittikten sonra, hatta üniversiteden sonra daha rahat olacağımı söyledi. Ben kapanınca rahat olacağım dedim. 

Kimlik değişimine uğramış gibiydim. Evde başka, dışarda başka. Sanki ilk zamanlar herkes bana bakıyordu. Ailede bulunan herkes saçma sapan şeyler sormaya başladı. "Yok kim kapadı beni, yok kimin etkisinde kaldım, yok erkek arkadaşım varmış da o kapatmış, yok bilmem ne". bir sürü sorunun altında "yahu Müslümanım ben, örtünmek istedim örtündüm" diyordum fakat nedense kimse Müslüman bir kadının kendi isteğiyle örtündüğünü, Allah'ın rızasını göz ettiği, kendini dışardaki erkeklere karşı korumaya aldığını düşünmüyordu. Mutlaka dünyevi bir çıkarım vardı.. Ailede değişik cümlelere maruz kaldım o dönem. "kapalı falansın ama yine de iyi kızsın" diyenler oldu, "galiba saçı döküldü, ondan örtündü" de diyen oldu.

Ben bunları hiç takmadım. Fakat asıl ban karışılan yer okul oldu. Her gün gittiğim okulum bana zindan gibi gelmeye başladı. Okula giriyor, tuvalette başımı açmak zorunda kalıyordum. Bu kabullenemez bir şeydi. Resmen kimlik değiştirmem isteniyordu. Fakat henüz yeni kapalı olduğumdan o kadar da canımı acıtmıyordu. Taa ki bir gün müdür, kapalı kızlarımız okulun 100 mt ötesinde başlarını açsınlar çünkü okul çevresi de kamusal alandır diyene kadar. Koskoca okulda kapalı 3 kişiydik ve iki sokak ötede sokağın ortasında başımı açmam isteniyordu. Bakın bu kıyafetime karışılan en iğrenç şeydi. Sokağın ortasında başınızı açmak..

Üniversite ise çok farklı değildi. İtü kampüsünü bilirsiniz belki, oraya girerken solda bir prefabrik ev vardı. İçinde başınızı açmadan kampüse bile giremezdiniz. Diğer okulumda tuvalette de başımızı açmamıza izin veriyorlardı. Okula girerken güvenlik kontrolünde vebalı hasta gibi mutlaka kenara çekilir, güvenlik tarafından gösterilen yerde başımızı açmak zorunda kalırdık. Şimdi o günler aklıma geldiğinde bir hayal gibi, kabus gibi geliyor. Öyle bir şey yaşanmamış olmasını diliyorum. Yaşamadım, hayır diyorum. O kadar iğrenç bir duygu ki, hani zorla birisi pantolonu çıkar, iç çamaşırını da çıkarıp pantolonun üstüne giy demesi gibi bir duygu. 

O karanlık günlerin birinde, abimin okuluna gittiğimde de kampüse alınmadım. Öğrenci değilim dedim, olsun dediler. Başörtüsü bu kadar büyük sorun nasıl oldu, nasıl geldi oralara bilmiyorum. Fakat en büyük sıkıntıyı dedemi hastaneye kaldırdıklarında yaşadık. Ziyarete giremedik, gata'ydı çünkü. Oğullarının yemin törenlerini izleyemeyen annelerden biri değildim fakat kuzenimin düğünü askeriye de olduğu için giremeyenlerden bir tanesiydim. İşin en kötü kısmı ise, kimsenin ne giydiğini umursamazken, benim ne giydiğimin insanların gözüne bunca batmasıydı. 

O dönemler çok sıkıntı çektim. Bir ara okula gitmekten vazgeçtim, 1 yıl kadar hiç bir yere çıkmadım. Sanki parklarda kamusal alan diye, oralara da giremeyecektim. Her girdiğim yere "acaba buraya girebilecek miyim" diye düşünmeye başladım, paranoyaklaştım.. O günleri yaşamış bir insan olarak, bugün birinin kıyafetine laf edildiğinde katlanamıyorum işte. Kim ne giyerse giysin, kendini nasıl ifade ederse etsin (ki bence kıyafet kendini ifade etme yöntemlerinin başında gelir)kimseyi alakadar etmez. İsteyen mini eteğini giyer, isteyen etek bile giymez sadece çorapla gezer, isteyen çorapta giymez, isteyen başını kapatır altına kısacık bir dar pantolon giyer, isteyen başını omuzlarının üstüne doğru kapatır, isteyen çarşafını giyer, isteyen şalvarını, isteyen göğsünü gösterir, isteyen kapatır. 

Allah hepimize bir seçim hakkı tanımışken, insanlar birbirine bu baskıyı uygulama hakkını kendilerinde nasıl buluyor ha? Bırakın kadınlar da erkekler de kendileri nasıl istiyorsa öyle giyinsinler. Yanlışsa, o kişinin yanlışı olsun; doğruysa o kişinin doğrusu. Ha illa uyarmak istiyorsan, tatlı dille uyarırsın, kendi doğrunu anlatırsın, onunkini dinlersin fakat kimse kimseye zorla, yasakla bir şey yaptırmamalı.

16 yorum:

  1. Bu yazıyı acı, üzüntü içinde okudum. Ben örtülü değilim ama yanımda bir örtülüye "ayyy bu sıcakta aç şunu kim bakacak sanki?!" dendiğinde deliriyorum. Bunun o insanı aptal yerine koymak olduğunu, sıcakta ne yapacağını bilmediği anlamına geldiğini düşünüyorum. Askılı giymiş birine sen üşürsün öyle hırka giy diye ısrar etmek gibi bir şey bence.

    Ya da bahsettiğin okula girerken örtüyü çıkarma zamanları. Tamamen aptalca buluyorum bunu. Kızgınlığımı nasıl dile getireceğimi şaşırıyorum. Bir insanın moda diye iki farklı renkte ayakkabı giymesi, dizlerine pencere açılmış kotlar giymesi, ne bileyim sıradışı giyinmesi hoş karşılanabilirken bir başörtüsü için gençlerin eğitimden edilmesi, aşağılanması, üzülmesi, utandırılması aklımın almadığı bir durum. Bunun eğitime, düşünmeye, öğrenmeye engel olacağını düşünmek de öyle.

    Ben bir kısmına takılmış gibi oldum ama her cümlene katılıyorum. Noktası, virgülü ile... Gerçekten harika anlatmışsın konuyu... Galiba aslında bunu demek istedim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bana da onu büyükannem çok derdi :) bu sıcakta nasıl dayanıyorsun falan derdi ki, halbuki güneş tene direkt değmediğinden daha az yakıyor :)) Ama haklısınız kesinlikle kimsenin kimseye karışmaya hakkı olmamalı. Çok teşekkür ediyorum değerli yorumun için, böyle saygılı insanlarla bir arada olmak gerçekten mutlu ediyor :)

      Sil
  2. Bu yazıyı okuduğuma cok sevindim büsracim. Söyle söyleyeyim ben namaz kiliyorum, oruc tutuyorum vs. Ama henüz kapalı değilim. Öyle kısada giyinmem. Uzun badi yada yelek altınada pantolon. Hani etek,elbise falan değil. Bende eşim ve ailesiyle cok sorun yasadim. Hala daha öyle. Beni esim bilir. Basi yerde gezerim. Seni askeriyeye bıraksam gözm arkada kalmaz ama milletin gözünü,dilini durduramiyorsun der hep. Ama toplumda öyle bir algı var ki saçın kapalıysa namuslusun. Değilse namussuz. Yada kötüsn. Esimin ailesi bile beni istemedi acigim diye. Neymis sosyeteymisim. Ki çok doğal biriyimdir her ortama uyarim. Kimseyi kinamam. Tüm arkadaslarim kapalidir. Carsafı bile normal bulurum. Hele ki bunu " dinde zorlama yoktur" ifadesini anlamayan zihniyetteki tabir-i caizse dindarlar yapıyor ya deliriyorum arkadaş. İş yerinde bile sırf açıgm diye bana manken ol sen diyen müdrle calistim. Yanimdaki kapalı 7 yıllık calistirdikları kızsa arkalarindan söylemedigi kalmaz, yüzlerine gülerdi. Peki bumu din ? Ben her k nasil giyinirse giyinsin insanin kalbinin güzel olmasi taraftariyim. Gerisi Allahla onu ilgilendirir. Yeter ki insan olsun. Kapandıysa ne mutlu Allah kabul etsin hep özenmisimdir. Ama aciksa da kendi bilir diyebilmeli insanlar. Cok tesekkr ederim sayende icimi döktm dolmusum resmen. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederimm değerli yorumun için. Çok doğru söylüyorsunuz, nedense insanlara karşı bir algı oluşuyor. kapalı bir insanın hatasını görünce, "ayy nasıl yaptı bu bunu böyle" diye daha da yerin dibine sokuyorlar. açık biri yapsa aynı hatayı "normaldir" diyorlar. bu bakış açısı bile kadınları birbirinden uzaklaştırmaya yetiyor maalesef.

      Kayınvaliden de kusura bakmasınlar. Bu devirde kaldı mı öyle insanlar yahu :) Ve iş hayatı.. Malesef ki iş hayatı da berbat.. Keşke herkes birbirinin hayatına saygılı olmayı öğrenebilse.

      Ha bu arada dolduğun an bana yazabilrisin :)

      Sil
  3. Sana katılıyorum. Herkesin istediği gibi giyinme, yaşama ve düşünme özgürlüğü olduğuna inanıyorum. Ve bunun için hep savaştım. Kendimden örnek verirsem ben de dövmeleri olan biriyim. Kimi zaman ben de sorgulandım, dalga geçildim, o kötü bakışları hissettim üzerimde. Ama ben nasıl bundan hoşlanmıyorsam kendi seçimini yaşayan hiçbir insanın da bundan dolayı sorgulanmaması, ötekileştirilmemesi gerektiğine inanıyorum.

    Ne giydiğin ya da giymediğin, neye inandığın ya da inanmadığın zerre umrumda değil. İyi bir insan olup olmadığın değerli benim için.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dövmeeee mi? ya ben de çok seviyorum bu dövme işini ama kendime güvenim 0 :) Bak ağrılı yerimden vurdun beni. O kadar kararsızım ki, ömür boyu aynı şeye tahamül edebilir miyim diye düşünüyorum şu üç günlük dünyada :)

      Ne dövmesi peki? ay çok ilgi alanıma girdin, hikayesi var dimi? :)

      Bu arada çok haklısın, önemli olan iyi bir insan olabilmekte. Ne giydiğimizin hiç bir önemi yok. Birbirimizi tanısak çok severiz bence :)

      Sil
  4. Çok haklısınız.Çarşaf giyenlerle o kadar dalga geçip küfreden ve aynanda kıyafet özgürlüğünü savunduğunu -*- söyleyen o kadar insan var ki gördükçe iğreniyorum insanlardan.Sırf kapalı diye insanlar tek düşüncede cahil,yobazlarmış güya.Böyle şeyler duyunca hem üzülüyor hem sinirleniyorum.Ne zamaan eşit olmayı özgürlüğü gerçekten savunacağız toplum olarak?Ne zaman tam olarak her şeyimizle bütün olacağız ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O insanlara ben de gerçekten çok şaşırıyorum. Sanırım özgürlük anlayışları sadece kendi hayatlarına karşı, diğer insanlar umurlarında değil.

      Umarım bir gün toplum olarak bir bütün olacağız. Ve bunun için doğal afetleri beklemek zorunda kalmayız inş.

      Sil
  5. Üzüldüm gerçekten ben daha normal bir dönemde kapanmışım sanırım bunların hiçbirine maruz kalmadım. Sadece iş yerindeki iş arkadaşlarımın biz seni zaten açık gördük burada kapanmana gerek yok tepkisiyle karşılaşmıştım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizin jenarasyonu çok kıskanıyorum zaten. Ohooo bu devirde kapanmak gerçekten çok kolay. Bizim dönemde giyecek kıyafet bulamazdın hey gidim :)

      Kuzenim gelince kapanınca dedem "ne yani o gelince bile mi örtünceksin, başlarım böyle işe" diye kızmıştı :)) o geldi bi an aklıma.

      Sil
  6. Dün türbana bugün eteğe, zihniyet hala aynı :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. zihniyetler değişmedikçe hiç bir şey düzelmiyor maalesef:(

      Sil
  7. Bence insan inancı ile paralel giyinmeli, aksi takdirde anlamsız bi' hayat yaşamış olur kişi...:/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok doğru bir tespit. İnanç önemli.

      Sil
  8. aman neyse yaşadıkların geçmişte kalmış. evet ya şu son olay. maçka parkı. benim burası. çok saçma gerçekten de. nasıl insanlar olduk yaa.

    YanıtlaSil
  9. Geçenlerde bir sitede kapalıların da kendi aralarında diğerlerine kızdığını gördüğümde pes dedim. Efendim şal olmazmış bilmem ne takılmazmış. İnanılır gibi değil kimse kimseyi beğenmiyor.

    Herkes nasıl huzurlu ise öyle olsun.

    Yalnız erkekler dar kısa paça pantolona çıplak ayak makosen giymesin anacım :D

    YanıtlaSil

Bi sesin çıksın..