31 Aralık 2017

Bu yıl..

Sizleri bilmem ama benim için yıl başı doğduğum gün'dür. Sonuçta o gün doğdum ve yıl benim için o zaman başladı. Her doğum günümde depresyona giriyor, yine yaşlandım diyorum. Şu hayatta satın alamayacağım iki şey var sonuçta, zaman ve insan. İnsan derken, şimdi insanlar satın da alınıyor ama öyle değil. Mesela birini kaybettiğinizde onu tekrar geri getiremiyorsunuz ya, heh işte ondan bahsediyorum. Zaman da öyle. Kaç paraysa vereyim 3 yıl geriye gideyim, 5 yıl ilerisini göreyim, 15 yıl daha fazla yaşayayım diyemiyorsun. Zaman bu kadar akışkan, bu kadar kaybetmeye hükümlü iken, nedir bu mutluluk? İşte bu yüzden her doğum günümde üzülüyor, yıl başlarında ise insanların sevincine anlam veremiyorum. Hadi yeni yıl herkese güzel şeyler getirsin madem. Her geçen gününüz daha bir kıymetli olsun. Vee en önemlisi, zamanın değerini çok iyi bilin. Sevinmeyin anacım, giden gidiyor, kalanlar bizimdir.


Byu kahve de benden size gelsin ;) kıps.

22 Aralık 2017

Ivır Zıvır 71


Yeni yıl herkese umut verirken bana hep bir umutsuzluk veriyor. Yaşlanıyorum, zamanım bitiyor, yapmak istediklerimi yapamıyor, yapmak istemediklerimi yapıyorum.Umutlarım var fakat bir yerden sonra onlar da kayboluyorlar. Daha gerçekçi oluyor insan ister istemez. Hayaller kayboluyor, hayatlar çürüyor. Ve en kötüsü gittikçe yalnızlaşıyorsun en korktuğun şey bu iken. Sanırım hayatta başa gelecek en kötü şey yalnızlık. En kötü şeyi bile yaşasanız, yalnızken değil de, birileri ile beraberken atlatabiliyorsunuz. fakat sonra anlıyorsunuz ki aslında mutlak bir yalnızlığın içindesiniz. her ne kadar artısı eksisi olsa da yalnız olarak çıkıyorsunuz dışarı.

21.21 'i gördüm. Seviyorum böyle saatleri.

Artık insanların "beni neden aramıyorsun" lafına tersleyerek cevap veriyorum. Bıktım sizi aramaktan. ne çok arıyormuşum arkadaş ben böyle? Son zamanlarda içim sıkkın, canım kimseyle konuşmak istemiyor, aramıyorum işte. Siz arasanıza bir kere. Sorsanıza halimi. Aradığınız tek şey "beni neden aramıyorsun"u söylemek için. Kafam bi dünya zaten.

Yeni bilgisayar aldım, ölü pikseli çıktı iki tane. Dell olmasına rağmen bu tip sorunlarla uğraşmak beni gerçekten çok üzüyor. Aldığım bilgisayar Şu model. Ve yurt dışında kırmızısı varmış ama Türkiye'ye siyahını gönderiyorlar. Tuş aydınlatması beyaz olanları buraya, başka ülkelere kırmızı aydınlatmayı gönderiyorlar. Gel de kendini 3. dünya ülkesi sayma şimdi. Zaten kalite kontrol de yapılmadığına eminim artık. Çünkü iki oldu bu sorun. Yüksek ihtimalle iade işlemleriyle ve yine bir mahkeme olayı ile uğraşıp duracağım.

Bazen hayattan çok yoruluyorum. Fiziksel olarak da yoruluyorum sanırım, varis çıktı bende. Yaşlılar gibi varis çorabı giymek zorundayım. Ay yaşlandım mı yoksa?

Hamilelerin doğum anında endorfin salgıladığı ve bu salgının 2 gün sonra etkisini kaybettiğini biliyor muydunuz? Geçen bir yazı okudum, çok şaşırdım. Endorfinin etkisi geçer geçmez, kadın kendini iğrenç hissediyor, aldığı kilolardan nefret ediyor, aynadaki değişiminden iğreniyor ve bunun sebebi olarak da çocuğunu görüyormuş. bu yüzden çocuğunu kucağına almak istemiyor, hatta yer yer öldürme girişiminde de bulabiliyormuş. bu dönem 40 gün sürdüğünden anne ve çocuğu 40 gün boyunca yalnız bırakılmazmış. Ne kadar doğru bilmiyorum ama psikolojide o 40 günlük değşik ruh hali "lohusa şizofrenisi" diye adlandırılıyor. Ah be anacım. tüm yükü neden kadınlar çekiyor?

19 Aralık 2017

2017 Soru Etkinliği | Mimliyorum!


Merhaba çok değerli okurdaşlarım. Değerli blogger arkadaşımız Gizem bir etkinlik başlatmış, çok beğendim, beni de mimlemiş sağolsun, çok mutlu oldum. Uzuun zamandır mimlenmemiştim. İlk mimlendiğim günleri hatırladım da.. Nasıl da korkmuştum ne yapacağım diye :) E o halde Gizem'in sorularına ve yanıtlarıma geçelim.

1- 2017 senin için 5 üzerinden kaç puan alır?

Galiba 3 alır. Neden bilmiyorum ama çok da beklediğim gibi olmadı hiç bir şey. Ama çok da kötü değildi. Vasat bir yıldı benim için. Allah a şükür, bu günlerimizi aratmasın tabii :) Hani bu şükürsüzlük değil de, nedense her yıl "bu yıl harika şeyler olacak" diye düşünüp, yine hiç bir ülke gezmeden, değişik yerler görmeden, keşfetmeden yılı kapatıyorum. Galiba 5 alabilmesi için bunların olabilmesi lazım :)

2-Maddi açıdan mı çok şey kazandın manevi açıdan mı?

İkisinden de biraz kazandım. Bak bu konuda umutluyum.

3- Kitap okumaya ne kadar özen gösterdin?

Hiç olmadığı kadar. Aslında zaten kitap okumayı çok severdim fakat bu yıl yeri geldi haftada 5 kitap bitirdim. O yüzden özenliydim.

4-Hiç pişman oldun mu ?

Oldum. Bir iş görüşmesinde yaptığım aptalca konuşma için oldum fakat demek ki kısmetim değilmiş deyip kendimi sakinleştirmeye çalışıyorum ama genelde kendime sinirliyim.

5-Hiç bağışta bulundun mu ?

Kan bağışı yapmaya çalıştım fakat kilom dolayısıyla almadılar. Diğer bağışlar hakkında bir şey söyleyemeyeceğim :(

6-Kendine gerektiği kadar vakit ayırdın mi?

Ayırmadım. Ama olsun. Ben zaten başkaları için yaşamayı severim.

7-İş/okul kısacası çalısma hayatında ne kadar başarılıydın?(10 puan üzerinden)

Okul hayatımda 9 puan alırım hemen. Fakat iş için 5 puandan ileri gidemiyorum maalesef

8-Hayatına giren mi çok oldu çıkan mı?

Galiba giren oldu. Hatta çıkan olmadı diyebilirim.

9-Gereksiz harcamaların mı ön plandaydı, iyi yatırımların mı?

Gereksiz harcamalarımla ben bir markayım. Beğenip giymediğim bir sürü kıyafetim var dolabımda.

10- Blogunun durumu 2017 de nasıldı?

Güzeldi. Çok güzel insanlar tanıyorum burdan. Seviyorum buraları ben ya.

14 Aralık 2017

Bir Kadın Neden Aldatır?


Geçen gün kardeşimle konuştuk bu konuyu. Kardeşim henüz yeni üniversite öğrencisi fakat bebekliğinden beri karşıma alıp oturup konuştuğumuzdan olacak, muhabbet etmeyi ve fikirlerini çok seviyorum. Çoğunlukla "bu yaşta bu fikirler.." tarzında cümleler dökülüyor ağzımdan. Beni şaşırtıyor. Erkeklere sesleniyorum: böyle olun!

Aramızdaki muhabbet aynen şöyle gelişti. Bir film izliyorduk, kadın kocasını aldattı. 

- Bir kadın neden aldatır ki? diye sordum.
- Erkek yüzünden , dedi
- O zaman erkekte kadın yüzünden aldatır ha? dedim 
- Hayır onda da erkek suçludur, dedi.
- Yani aldatmanın sebebi erkek mi? dedim şaşırarak. Bilirsiniz, toplumumuzda aldatılan kadın kendini iğrenç hisseder, suçlu hisseder, bir şeyleri başaramamış hisseder, sanki o eylemin sorumlusu kendisiymiş gibi hisseder. Bir erkekten aksini duymak çok hoşuma gitti. Açmasını bekledim.

-Abla bir erkek kadına özen göstermezse, önemsemezse, umursamazsa, kötü davranırsa, beğenmezse, hareketlerini durmadan eleştirirse; kadın da arayışa girer. Çünkü kadın fıtrat gereği beğenilmek ister. Beğenildiğini gördüğü an ise, gönlü direkt o tarafa kayar. Erkek gibi cinsellikten değil, gönül bağından gider, aldatır. Aslına bakarsan erkeğin aldatmasından çok daha ağırdır ama erkek şu söylediklerimin aksini yapıyorsa normal bir kadın asla erkeğini aldatmaz. 

Erkeğin aldatmasında da erkek suçludur. Evine özen göstermiyorsa, karısıyla arası açılır. Sonra kendisine yeşil ışık açan kişiyle birlikte olur. Genel cinsel içerikli birlikteliklerdir bunlar, karısından asla ayrılmak istemez. Eve döndüğünde yine karısı evde olsun, çocuklarıyla ilgilensin ister. Yine erkek suçludur yani. Ya da güzel bir kadın ilgi gösterdiyse hemen ona yönelme eğilimi vardır. Kendini tutmuyorsa, bak yine erkek suçlu.

Aman Allah'ım bir erkekten böyle bir açıklama duymak beni geleceğe dair umutla doldurdu. Aile kavramının bilincinde olan gençler var demek ki, bunlar daha önce konuşulmuş belli. 

Tanıdığım 5-6 kişi vardı aldatan-aldatılan. Ben de sormuştum ve benzer cevapları almıştım. Bir tanesi sadece, kocası aldattığı için aldatıyordu. Açık ilişki yaşıyoruz demişti. Karşılıklı rıza olduğu için çok da umursamamıştım açıkçası. Fakat diğerlerinde yıkıldığımı hatırlıyorum. Hayat bu tip atraksiyonlar için gerçekten boş bir yer. Eğer aranızda bir şeylerin bittiğine inanıyorsanız,ayrılın, sonra ne istiyorsanız onu yapın. O elimin altında dursun, ben istediğimi yaparım diye düşünüp hem kendi hayatınızı, hem de karşınızdaki insanın hayatını mahvetmeyin. İlişki emek ister, güzellik ister, ilgi ister. Eğer ilginizi veremeyecekseniz, hiç başlamayın.

10 Aralık 2017

Ivır Zıvır 69

Bir araba yanlış bir yere park etmişse onun sileceklerini kaldırmak sizi haklı yapmaz. Aksine o kişinin yaptığı aptallığın benzerini yapmış olursunuz. Bunun yerine anlamlı bir not bırakmanız sizin insani değerinizi gösterir. Hem de arabaya zarar vermemiş olursunuz. O kişi de oraya park ederek kaybetmiş olduğu insanlığını, notu okuyarak bulabilir belki..

Hem bazı silecekler havaya kaldırıldığında kırılıyor. Bak bizimki öyle. Sokakta bir yere park ettiğimizde bir de baktık silecekler havada ve kırılmış. Aslında ne geçişlere engeldi, ne de başka bir şeye. Meğer o sokakta herkes bilirmiş, o park yeri evdeki adamın birine aitmiş !. evet normal bir sokaktan bahsediyoruz. Şimdi her o sokaktan geçtiğimde gidip araca zarar vermek, ne bileyim sileceğini kırmak istiyorum. Ama o insanımsı ile aynı seviyeye düşmeme amacını güttüğüm için sakinliğimi koruyup, Allah a havale ediyorum. En azından iç huzurum mevcut.

Bir insan neden evlenir ki dediler.. Günümüzde bazı kızların evlenmekten çok evlilik yoluna giden yoldan geçmek istediğini fark ettim. İşte düğün organizasyonlarıa, gelinlikler, bilmem neler. Tamamen alış veriş odaklı bir hayat istiyorlar. Her şey mükemmel olmalı onların gözünde. Aman ben bu çocuğu seviyorum, bu çocukla ömür geçirmek istiyorum, böyle takılmak günahtır evleneyim tarzında cümlelerden çok uzaklar. Düğün organizasyon olayları geçince de boşanmalar oluyor. Çünkü çocuğu tanımamış ki.. Onun için varsa yoksa evlilik. Bu kadar evlilik meraklısı ah pardon bu kadar organizasyon meraklısı olmayın lütfen.

Korku filmli sevmeyen dostlara layık ve sırf Tim burton'un diye çok sevdiğim Dark Shadows filmini öneriyorum. Korkarken, eğleneceksiniz. Aslında korkmayacaksınız. Eğlenmeyeceksiniz de zaten.

Bir daha trendyol'dan alışveriş yapmayacağım sanırım. Tam olarak 5 gün önce verdiğim sipariş hala kargolanmadı. Ben bu yavaşlığı Aliexpress'te gördüm bi. O da shipping (yani gemi yolu ile) geldiğinden geliyor. 15 günde elimde genelde. Trendyol'a da 15 gün mühlet. Hadi bakalım.

Tuvaletleri cinsiyetsiz yapmayın lütfen. Yer israfı falan diye mi böyle yapıyorlar artık bilmiyorum ama bir erkeğin tuvaleti kullanma biçimiyle bir bayanın kullanma biçimi aynı olmuyor maalesef. Şimdi konuları burda bana teker teker açtırtmayın ama ayırın tuvaletleri.

Bugün hava harika. İnceden esen rüzgar, muhteşem bir yağmur.. Açtım camı, aldım elime sütü, battaniye altında sudoku çözüyordum ki bunları yazasım geldi. Aslında ben de sizler gibi kahve içmek isterdim fakat bu yaşa kadar içtiğim kahve sayısı sayılıdır. Beni tanıyan bilir, kahve ve çaydan nefret ederim.Kahve dünyası'na girip "süt verir misiniz?" diyen bir insanım ben. Aman neyse zaten diğerleri hep zarar.

photo by Jure Širić

4 Aralık 2017

Ivır Zıvır 68

Bugün kendime bir cv hazırlayım dedim, oturdum kaldım ama bir türlü hazırlamaya başlamadım. Sizde de var mı böyle kafanızda binlerce iş varken hiç bir şey yapamamak. aslında başlasam yapıcam güzel şeyler ama bi türlü başlayamıyorum.

son günlerde parçalara bölünmüş gibiyim. kafamda binlerce konu varken hiç bir şey yapamıyorum. kendime bir takvim hazırladım, buna rağmen düzene giremiyorum.

aradığım insanın "vaayy sen bizi arar mıydın" demesinden hiç hoşlanmıyorum. sanki her gün beni arıyormuşta açmıyormuşum gibi davranıyorlar. hayır sen neden hiç aramıyorsun acaba?aramadığın yetmiyormuş gibi ben arayınca da "hayırdır hangi dağda kurt öldü" diyorsun. of sinir bozucu bir durum. bir de büyükler hep küçüklerin aramasını bekliyorlar. beklemeyin. sizden yoğun bir hayatımız var, siz arayın. sizi arayan insana da sanki hergün görüşüyormuş gibi bir sıcaklıkla yaklaşın. arayacağımız varsa aramamızı kaçırmayın lütfen.

çocukken herkesten nefret ederdim ama o zaman da canım sıkılırdı. şimdi de herkesi seviyorum ama yine canım sıkılıyor. demek ki mevzunun sevgi ile alakası yok.

iş başvurusu yapmak istediğimizde "bizimle çalışmak ister misiniz" yazmak yerine "acaba sizinle çalışmak istiyor muyuz?" yazsalar ya keşke. çünkü genelde biz istiyoruz, onlar istemiyorlar. boş yere gidiyoruz görüşmelere. 

beni duygusal açıdan titreten bir oyun olan "this war of mine" masa üstümde durup bana bakarken bile savaşı hatırlatıyor. Allah korusun savaşlardan çok korkuyorum fakat son günlerde savaş oyunu olan Rainbow Six oynuyorum. Çocukluğumun oyunuydu ve kendini hiç geliştiremedi. fakat böyle bir iddiaları da yokmuş zaten. bir oyunda çok büyük bir hata yaptım, kardeşim kaydetmiş. youtube a koyacakmış, koyduğunda sizlerle de paylaşacağım mutlaka. bu rezillik orada kalmamalı :))

son günlerde ne kadar sıkılırsam sıkılayım sanatsal filmlere sardım. bir ara bilgisayar donmuş, ben hala durgun bir sahne diye izliyorum. yaklaşık 10 dakika bekledikten sonra, "yahu ne oluyor böyle" deyip baktığımda donduğunu fark ettim. nolur sanatsal olucağız diye aynı plana sadık kalmayın.

İçki içtikçe ayrıldığı karısını arayan ayyaşlar gibi canım sıkıldıkça it crowd izliyorum. aslında bunun için ayrı bir post yapmalıyım. gerçekten muhteşem bir dizi. izleyin bunu ya.


2 Aralık 2017

İnternette Tanıştığın Biriyle Buluşmak

İnternette tanışılan bir insana güvenilmemesi gerektiğine inanıyorum. normalde okulda tanıştığınız birinin sapık çıkma ihtimaline karşı internette tanıştığınız herhangi birinin manyak olma ihtimali çok daha yüksekmiş gibi geliyor. özellikle şu tanışma uygulamaları, sitelerinde bulunan arkadaşlıklar. hadi bir forumda tanışırsın, oyunda tanışırsın, blogunu okursun ya da instagramda yıllardır takip ediyorsundur, twitter da izliyorsundur falan; en azından kişi hakkında ufak da olsa bilgin vardır. ama hiç tanımadığın, kendini kız bulmak için (ki ne için olduğu da çok belli değil) bir siteye kaydetmiş adama güvenemezsinmiş gibi geliyor. Evli mi bekar mı nedir, neyi nasıl saklıyor belli değil. Kimisinin adı bile gerçek çıkmıyor. 

Düşünsene buluşuyorsun adamla. Yiyeceğine kaşla göz arasında bir şey katıyor, ondan sonra sen fenalaşınca "ay sevgilim fenalaştı" diyerek ne kadar kalabalık mekanda olursanız olun sizi kucaklayıp başka bir yere götürebilir. olmadı mı? bir filmde olmuştu. ama gerçekte olmaz inşallah. 

Ya da size gönderdiği fotoğraflardan çok ayrı bir insanla karşı karşıya geliyorsunuz aniden. Kimin nesidir nelerden hoşlanır, boş zamanlarında neler yapar falan hiç bir şey bilmiyorsunuz. günümüzün görücü usülü de diyebiliriz bu duruma. ama görücü usulünde en azından ortada bir aracı olur. burada aracı internet olsa gerek. internetin halini düşününce pek de güvenilir bir aracı değil bence.

Bana kalırsa internette tanıştığın birisiyle buluşmak büyük cesaret istiyor. gençlere çok doğal geliyor olsa da ben artık 30 yaşına gelecek olan insanım. bana biraz saçma geliyor. onun yerine tanışmak için sosyal ortamlarda bulunmak daha doğruymuş gibi geliyor ne bileyim. birileriyle bir şeyler paylaşmak, kurslara gitmek, sivil toplum örgütlerine katılmak falan insana hem güzel şeyler katıyor, hem güzel dostluklar katıyor. kısmetinizde var olan bir insan var sonuçta. onu bulmak için bu kadar kasmamak lazım. o sizi nasıl olsa bir şekilde buluyor.  Gidin kendinizi mutlu edecek şeylerle uğraşın, resim çizin, fotoğraf çekin, bir enstrumanı çalmayı öğrenin ne bileyim spor falan yapın. 

1 Aralık 2017

Saklama Rehberi

                                          


Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi? Eğer siz de benim gibiyseniz, birkaç temel gıda dışındaki hiçbir besin için net bir fikriniz olmadığına eminim. En basitinden, sizce elma ne kadar bir süre saklanabilir? Lezzetini, sertliğini ve tazeliğini yitirmemesi için ne yapmak gerekir? Oturup her besin maddesi için internette araştırma yapmanıza gerek yok: http://saklamarehberi.com, tüm bu bilgilere tek bir kaynaktan ulaşmanızı sağlıyor.



Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma tarafından hazırlanan (ve tamamen ücretsiz şekilde kullanılabilen) sitede; hamur işleri, süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve et ürünleri ile ilgili merak ettiğiniz her bilgi yer alıyor. İlk olarak, tüm bu besinlerin ideal kullanım sürelerinin ne olduğunu, daha sonra da bu kullanım süresini nasıl uzatabileceğinizi öğreniyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi, derin dondurucu kullanmak tüm gıda maddelerin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ancak, örneğin karidesi derin dondurucuda saklayabilir misiniz? Peki ya yazın aldığınız, lezzetli ve sulu bir karpuzu derin dondurucuya koyup, kışın yiyebilir misiniz? Tüm bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını Saklama Rehberi web sitesinde kolayca bulabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar değil: Sitenin “Alternatif Bilgiler” bölümünde, evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Evde nasıl mocha yapabileceğimi, meyvelerin kararmasını nasıl önleyebileceğimi, hatta unsuz kekin nasıl yapılacağını bile öğrendim. Laf aramızda, kot pantolonların derin dondurucuda temizlenebileceğinin de haberdar oldum! (Kotu fırçaladıktan sonra bir poşete koyup derin dondurucuda 1 gün boyunca bekletiyorsunuz.  Şaşırtıcı, değil mi?)



Türkiye’nin ilk gıda saklama rehberi olan http://saklamarehberi.com, beni şaşırtacak ölçüde bir içeriğe sahip ve her birini okumaktan büyük keyif aldım. Eğer sizin de bir derin dondurucunuz varsa, bu siteyi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Derin dondurucunuz yoksa bile gıdaları nasıl daha sağlıklı tüketebileceğinizi, ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi ve basit, pratik, lezzetli tarifler ile ipuçlarını Saklama Rehberi web sitesinden öğrenebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...